Banliyö Töreni Yemini
Bu şiir, geçmişe ve kaybolan gençliğe duyulan derin özlem, hüzün ve pişmanlığı; anıların, ayrılıkların ve gurbetin yarattığı içsel muhasebeyi, kaybolan zamanın ardından kalan boşluğu ve yalnızlığı anlatmaktadır.

Çekilir gözlerimden gözlerinin güzelliği,
Bir ah kalır geriye: hicran, yürek sorgusu.
Silinir mi hiç zihnimden o muhteşem görüntüleri?
Kayıp bir çağın yükü sanki bu pişmanlık duygusu.
İçli bir muhasebe şimdi içten içe, ince ince,
Şimdi nerelerdesin kim bilir, zor bir bilmece.
Neredesin ey gençliğim, ah-u efkârım, geçen yıllar?
Saklarım cebimde pembe tokalarını, çiçekten tacını
Bir tutam saç teli sarılı o ağaç yıllarca adını saklar.
Bir yaz günü toplanırken eşyaların o ses, beynimde yine o yankı:
Duyduğum o ses valiz sesi değil, yalnız bir veda yemini,
Seni gurbete taşıyan kör olası banliyö treni.
Oysa o bankta, kışa inat bir bahar bekleyişim
Kar taneleri vursa da ruhuma, yağmuru arardım.
Şimdi bilmem hangi diyarda hangi serzenişim,
Gece uzarken anlıyorum: Kendime ağıt yakarırdım.
Uzakta bir nefes, şehirde titrek bir ses kalır
Ahh bendim o trene bilet kesen ben, benden geriye ne kalır?





