Çağırsam
Şiir, aşkı ve kaderi bir çöl yolculuğu gibi yaşayan, kırılganlığıyla, deliliğiyle ve umuda uzanan eliyle bile bile yanmayı göze alan bir ruhun iç feryadını anlatır.

Bir dal uzatsam,
Gönlümün en ücra köşesinden,
Bir çölü yaklaşık kaç günde geçsem?
Kaç serap,
Kaç gece,
Kaç güneş görsem?
Dudaklarımdan öpmeye gelsen,
Suya kavuşmadan sana kavuşsam.
Alın yazım bir çile misali,
Felaketin ortasında kalmışım.
Ayıplanmış bir ayin gibi kalbim,
Gelgitler zindanına taş atan kuyu.
Kanımda nice deliler dolaşıyor.
Kalbimden geçiyor hayali.
Tez canlıyım.
Az önce anladım,
Nasıl kırıldığımı,
Az sonra anlamayacak kadar saf.
Bir kanun çıksa,
Af dilesem af
Babamdan kalan asil bir laf.
Delilerim var benim,
Olay yerine gelen memurun sadakati gibi,
"Puştlar putları ararken
Bizlere bir dua gerek
Zamanın meçhul yolculuğunda."
Kirli bir metafor, alın yazgısı,
Unutmak insafsız yürek sızısı,
Olacak hükmü kalmış veli zaafım,
Habire dolaşıyor kanımda deli tarafım.
Yok yok yola revan olmuşum,
Aşkın gözyaşları kalbimde.
Ruhumda derin bir yara,
Felek ay sunmuş soframa.
Bir aralık kapısı bu ara ,
Kime dokunsam gece uzun,
Gündüz ise açık bir yara!
Derya dolu bir dolunay,
Hükmüne vurulmuş gözlerim,
Yemyeşil bir deniz, yosunu eftelya,
Nimet olsa gerek, hakikat bu ya!
Safadan çıksam merve'ye sa'y
Kaç basamak daha?
Figanıma arz olunur ay...
Cennetin hangi kapısında girsem,
Tuba ağacına çarpılır kalbim.
Adem gibi kovulacağım, biliyorum.
Adem işte insan,
Adam işte hakikat,
Biraz da sen yan.
Yine serap,
Yine çöl,
Yine çile.
Yeniden çağırsam bir dal uzatır mıydın?
Bana ve gönlüne bile bile...





