Şiirhane

Dilhun

İnsanlığını ve acılarını yol boyu biriktiren anlatıcı, sonunda tüm kırgınlıkların faturasını kendine kesip kendi karanlığını da ışığını da yine kendinde bulduğunu fark eder.
Dilhun

Dilhun bir bedende

“acı” diye bağırıp ağladım.

Nasıl bir girdap bu,

ruhumun dar köşesinde

bana teslim olan?

İçimde birikmişti

yığınla saçılı ziyan artığı,

geçmeyen bir gecenin

sabahına dayandım.

Çiçeklerin yaprakları sallandı,

ben yel olup estim.

“Olsun” deyip

bir garibin omzuna

başımı yasladım.

Dost diye yalan söyleyenlerden

selamı sabahı kestim.

Ay parlıyor;

ilim yüzlü yekparelerin

alnını öpmeyene

restim.

Hiç içimden gelmeyerek

bozuk bir düzende,

perişan bir hâl ile

başladım.

Bir gönül bağını

kendi içimde,

kendi özümle

besledim.

İnsan olan ağlamaz mı?

Çocukların yası

nasıl tutulur,

hâl bilene fısıldadım.

Oysa ben bir insan gibi

ne yollardan

usulca geldim de geçtim.

Yolda bulduğum

ne var ne yoksa,

insana dair

hepsini bir bir topladım.

Şimdi anladım;

onca şikâyet boşunaymış,

faturayı yalnız

kendime kestim.

Gökte yıldız olup

kuyruğuma onca ışığı taktım da,

ben kendimle

nasıl parladım?

Ah…

Esecek bir rüzgâr bile

kendini incitmeden eserdi;

ben kendimi

nasıl da bir karanlığa ittim…

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!