İzafiyet-i Lafzım
Şair, tükenmişlik ve sensizlik içinde boğulurken bile acısını ve özlemini şiire dönüştürerek var olmaya çalışır. ✒️

Akıttım kan yerine, kâğıtlara yine mürekkep
Ruhum bedenimde hapis, yirmi ve dokuz yıldır müebbet
Bir müddet ara verdim de yine bozdum şiir orucumu
Fitre, zekat, ne dersen de; ödedim ilhama borcumu
Yalınayak çık balkona, benim için yak bir sigara
Sağlam bir nefes çek içine, savur zehri yıldızlara
Mısralara mahkum şairim, volta atarken satır aralarında,
'Buldum' derken kaybettim kendimi kalbinin arka sokaklarında
Şimdi ne kadar çok çabalasam, o kadar çok kaybederim
Sarhoşluk arifesinde, bayramlık ölümler biriktirdim
Canım tükendikçe, birikmiş ölümlerden ömür satın alıyorum
Ve her gece sen uyurken ruhunu dansa kaldırıyorum
En fiyakalı sözcükler bile anlamını yitirirdi sensizlikten
Ölüm bile öksüz kalırdı sesindeki sessizlikten
Ve çürürdü aniden tabularımı yazdığım çaputlar
Daha da ağırlaşırdı kalbimde taşıdığım tabutlar
Gülüşündeki gizli gamzelere gömün bendeki karanlığı
Kalbim; adresi yanlış yapılan kimsesizler mezarlığı
Sora sora bul bu gece ruhuma giden en kestirme yolu
Boş muhabbet zannedilen her kelamın içi senle dolu
Ümitten karpostal yaptım, şekerden bayram, şiirden dua
İmkânsız bir ihtimaldi belki de en çok gördüğüm rüya
Ve ben bu rüyayı resmediyorum şiirden tuallere
Biri çıksın cevap olsun beynimdeki suallere
Levazım lanetli sanki düğümlendi boğazım
Haykırmak istiyordum lakin çıkmıyordu avazım
Ah benim şair telaşım, uslanmam için ne lazım
Tükenmişlik sendromunda ruhuma izafiyet-i lafzım






