Şiirhane

Lalp - İztanbul

Şiir, İstanbul’un hatıraları ve imgeleri eşliğinde yaşanmış bir aşkın bıraktığı derin izleri, kayboluşu ve içsel hüznü anlatır.
Lalp - İztanbul
0:00 / 3:04

Dökülen her bir yaprak gibi: sen, ben, biz

Islanmış gazete kadar sersefiliz

Gülhane’de kafamıza düşen ceviz

Şiire bağlayıp bıraktı derin iz.

Galata Kulesi’nden hiç farkımız yok

Gönlümüze Hezarfen uçmasa iyi

İntiharlar kalbimize kalmasın da

Şiire bağlayıp bıraktı derin iz.

Adını unuttuğum çiçekler gibi

İstanbul’un en güzel kokan semtinde

Seninle olan hatıralar kayboldu

Şiire bağlayıp bıraktı derin iz.

Rumeli Hisarı’nda bulduğum boşluk

Düşsel anlamda düşmeme sebep olan

Sarmaşık tarzında çok karanlık bir şey

Şiire bağlayıp bıraktı derin iz.

Kadıköy’de düşürüp de aradığım

Fesi martılar kaçırmış olsa gerek

Yoksa nasıl ansızın havadan düşsün

Şiire bağlayıp bıraktı derin iz.

Püskülünü ve is kokan o külünü

Dökünce Yıldız Sarayı’nda buluştuk

Sultanla, o bana baktı, ben de ona

Şiire bağlayıp bıraktı derin iz.

Birkaç adım, en sonunda Fatih’teydim

İlhan’ı görünce elbette şaşırdım

Tam Ben Sana Mecburum’u yazıyordu

Şiire bağlayıp bıraktı derin iz.

“Fatih’te yoksul bir gramofon çalıyor

Eski zamanlardan bir cuma çalıyor”

Demeye kalmadan önümüzden geçti

Şiire bağlayıp bıraktı derin iz.

Her şey güzeldi, yolundaydı ve hoştu

Sonra ismini dahi bilmediğimiz

Bir anda telgraf çekildi yüreğime

Şiire bağlayıp bıraktı derin iz.

Evet ben ilk kez cidden aşık olmuştum

Aşık olan açılır ya da yazardı

Lalp’de hep yaptığı gibi zoru seçti

Şiire bağlayıp bıraktı derin iz.

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!