Nazım Hikmet Ran - “Tutsaklığın İçinde Özgürlük”
1941 yılının soğuk bir kış gününde, Bursa Cezaevi'nin hücresinde kaleme alınan bu uzun mektup, Nazım’ın özgürlük arayışını, sevgisini ve direncini gözler önüne serer.

0:00 / 1:25
“Sevgili Piraye,
Burada her gün yeni bir sınav; bedenim zincire vurulmuş olsa da, ruhum sonsuzlukta kanat çırpıyor. Duvarlar soğuk, ancak kalbimdeki ateş, en keskin rüzgârları bile eritebilir.
Yazmak, tutsaklığımın en büyük silahı. Dize dize ördüğüm bu şiirler, içimde büyüyen umudun habercisi. Her kelimede seni, seni, seni arıyorum. Boğaz’ın mavi sularını, martıların sesini, yitirdiğim sokakları düşlüyorum.
Özgürlük nedir biliyor musun? O, düşlerin sınır tanımadığı, kalbin her atışında haykırdığın kelimelerde gizlidir. Biliyorum, bir gün o gün gelecek;
Kafesler kırılacak, şiirler bayram edecek.
O güne kadar yazacağım, yaşanacak her acıyı, sevdayı, hasreti dize getireceğim.
Yanımda değilsin belki ama kalbim seninle, en özgür yanımda.”
Bu mektup, Nazım Hikmet’in yalnızca bir şair değil, tutsaklıkta bile ruhunu ve umudunu kaybetmeyen bir insan olduğunu gösteriyor. Yıllar boyunca gizlenmiş, ancak şimdi “Tozlu Raflar”da yeniden doğuyor.





