Oyun Arkadaşımdın
Bu şiir, eksik ve kırılgan bir mutluluk içinde büyüyen iki ruhun, masumiyetle başlayan ama hüzünle derinleşen bir bağ üzerinden çocukluk ve aşk arasında sıkışmış bir içsel yolculuğunu anlatır.

Hayatın bana verdiği kırık bir oyuncaktı mutluluk.
Kaderin ellerinden düşüp yarım kalmış tebessüm gibi,
Ve sen benim oyun arkadaşımdın.
Çatlaklar arasında kendini arayan ruhumun öteki yarısı olan o kimsesiz çocuk,
Herkes o oyuncağı sevdiğimi düşünürken,
Ben seninle oyun oynamayı seviyordum.
Kırık yarık çamurlu yollarda.
Bazen tekerleri eksik bir araba oluyordun,
Bazen ise kolları veya bacakları eksik bir bebek.
Sarılmaya dermanı olmayan o dilsiz masumiyet.
Büyümeyi öğreniyorduk,
Pembe hayaller eksikliğinde,
Siyah ve beyazın bin tonuna alışarak,
Öpmeyi bile hâyâl edememiştim seni,
Dokunsam kırılacak candın.
Bir resim kağıdı üzerinde,
Pastel boyalarla ellerini tutuyordum sadece,
Ben hep siyah bir adam oluyordum.
Sen beyaz bir gelinlik,
Hayatın bana verdiği kırık bir oyuncaktı mutluluk.
Ve sen benim en iyi, en sevdiğim oyun arkadaşımdın.
Bu eksik masalda yaramı saran tek el,
Payıma düşen en güzel noksanlıktın.
Her akşam vakti terli bir yürekle,
Mutluluğa yani bize el sallayıp vedalaşıyorduk.
Sen uyuyordun,
Ben kalbimi üzerine sürüyordum.





