Şiirhane

Sessizliğin Dili

sessizliğin yalnızca kelimesiz bir hâl değil, duyguların en derin, en kırılgan ve en gerçek ifade biçimi olduğunu anlatan bir içsel yolculuktur.
Sessizliğin Dili
0:00 / 4:33

Sessizlik, sadece sesin yokluğu demek değildir. O, bazen zamanın bir yerinde durup derin bir iç geçirmedir. Konuşulmayan, söylenemeyen ya da söylenmesine gerek duyulmayan her şeyin ortak buluşmasıdır. Bazen bir bakışta, bazen bir nefeste, bazen de bir veda da yankılanır. Sessizlik bazen gürültünün ortasında bile duyulabilen tek hakikattir.Konuşmanın bittiği yerde başlamaz, konuşmanın hükmünü kaybettiği yerde başlar.

Çünkü bazı duygular, kelimelere sığmaz. Sığsa bile söylenince eksilir. Sessizlik ise onları büyütür. Korur. Kutsar. Bir çocuğun ağlamadan önceki suskunluğu kadar kırılgandır. Bazense bir annenin dua ederken ki iç sessizliği kadar derindir.

İnsan bazen acısından, bazen sevgisinden, bazen de yorgunluğundan susar. Sessizlik, küslüğün dili olabilir; ama her zaman öfkenin değil, bazen de sevgiyi incitmekten korkmanın ifadesidir. Kimi zaman "seni seviyorum" demek yerine sadece kalakalır insan. Çünkü bazı duygular dillendikçe kirlenir, eksilir. Kimi zaman kelimeler yetmez anlatmaya sessizlik yeter.

Susuyor olmak, onları bozulmadan saklamanın tek yoludur. Kalabalık bir odada herkes konuşurken susan birinin sessizliği, içindeki fırtınayı en çok anlatan şey olabilir. Çünkü herkesin sesi duyulmaz; ama her sessizlik bir yankı bırakır. Özellikle de sevdiğimizin sessizliği.

Onun konuşmaması, binlerce sözcükten daha çok can yakar. Çünkü bazen birinin sessiz kalması, artık konuşmaya değer görmemesindendir. Ama bazen de sevdiğini incitmekten korkmasındandır. Sessizliğin hangi sessizlik olduğunu anlamaksa, maharet ister.

Çok konuşan insanlar sessizliği bilmez. Ama susarak yaşayanlar, sessizliğin tonlarını ayırt eder. Her sessizlik aynı değildir. Kimi huzurdur, kimi ağırlık. Kimi dua gibi içe döner, kimi zehir gibi içeride birikir ve bazen en büyük ceza; konuşamamak değil, sessizliği mecburen taşımaktır.

Sessizlik aynı zamanda bir direniştir. Gürültüye karşı, kaosa karşı, hızla akıp giden zamana karşı klas bir duruştur. İçine çekilip, dış dünyayı dışarıda bırakmaktır. O anlarda insan, en çok kendini duyar. Kalbinin ne dediğini, vicdanının ne fısıldadığını, geçmişte nelerin eksik kaldığını, hangi cümlelerin yarım bırakıldığını...

Sessizlik, insanı kendine yaklaştırır. Ve belki de bu yüzden, en çok kendimizden korktuğumuzda kaçarız sessizlikten. Ama sessizlik hep huzur da getirmez. Bazen boğar. İçinden taşan kelimeler, dilinin ucuna kadar gelir, sonra geri çekilir. Söylesen kıracaksın, sustukça da sen eksiliyorsun. O arada bir yerdesin; ne ifade edebildiğin bir dünya, ne de içini susturabildiğin bir iç…

İşte bu çelişkinin adı sessizliktir ve belki en hüzünlüsü, bazı insanlar sessizlikle sevilir. Onlar adına hiçbir şey söylenmez ama her şey yapılır. Bir adım geri durulur, bir kelime yutulur, bir cümle içe gömülür çünkü bazı sevgiler, anlatılmaz. Anlatılamaz. Sadece yaşanır. Ya da yaşanamadan içte bir yerde saklanır.

Sessizlik, bazen bir mektubun yazılamayan cümlesidir. Bazen bir şarkının sustuğu yer, bazen bir şiirin noktasız bitişi. Ve çoğu zaman, ne söylenirse söylensin yeri tutulamayacak bir duygudur. Belki de bu yüzden, en gerçek sözler hiç söylenmemiş olanlardır. Sadece içimizde yankılanan, gece duyulan…

Çünkü sessizliğin dili başka hiçbir dile benzemez. En güzel şeyler,yalnızca sessizlikte büyür. Çünkü insan; sevildiği yerde konuştuklarıyla değil, sustuklarıyla anlaşılır.

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!