Sibirya Çiçekçisi
Derin yaraları, kayıpları, aidiyetsizliği ve varoluş sancısını taşıyan bir ruhun, aşk, yalnızlık ve kader arasında savrularak sonsuzluk arayışını anlatan karanlık bir iç dökümü.

0:00 / 1:45
fakirdim,maviydim
göçmen kadınlara baktıkça fenalaşırdım
ben
vahşi palyaçolar harcayan hüsran hayvanı
ne zaman oğlum manzaralı birine âşık olsam
yakamdaki karanfile bıçak çekti Tanrı
arkamı döndüm,
şartellere,stadyumlara, hücumbotlarına
arkamı döndüm yüzüme
cinnete de gittim camiye de
ama bütün ilaçlar imkansızdı
bana biraz sonsuzluk verir misiniz?
kızıl yıldız derili çocuğum
kaçak sevinç soktum bu sevdaya
bırakırsan beni
kaçarsan
hani ölünce başka bir yerde
hiçbir cümleye düşemeyecek bir sızıdır ki
kalır
ayrılırsan sahipsizliğini ayılırsın
hızla canı çıksın
muasır medeniyetler seviyesinin
mülkümüz yordu beni
bir çığın akciğerine devrildi bu şaşı şair evlat
ve kalbim bildi ki deli bir aygırı cennet edinmişiz
kompitür ağlayamaz!
kızıl yıldız derili çocuğum
haklıydım, yaralıydım
hiçbir kutsal kitabın
tahmin edemeyeceği kadar ağır yaralı
bugün dünyanın bütün ambulansları
beni dünyanın bütün hastanelerine taşıdı
Ey baba!
Ey çocuğu olmuş erkek!
Neden beni doğurmadan öldün?
bu işlek çağ hepimizi aldattı
ben kendimi bir kadınla aldattım
Sibirya'dayım
yaşlı bir çiçekçiyim
azılı yapayalnızım






