Sürçülisan
Kendini anlamaya çalışırken saçmalığın, isyanın ve dervişâne bir yorgunluğun içinde debelenen; ne söylediğinden çok neden sustuğunu sorgulayan bir iç monolog.

Saçma sapan sözler yazıyorum
Hayat hakkında.
Ne idüğü belirsiz sözler,
Anlam çıkarılamayan,
Bantlı muz gibi.
Nereden çıkmış ya bu sözler?
Kapalı bir kutudan
Tavşan mı oldu da fırladı?
Yoksa şahsına münhasır,
Pek muteber
Bir isyan mıydı dökülen tümceler.
Tümce de denmez doğrusu.
Anladınız mı beni?
İnsan kendini anlamadan
Dışarıdakiler onu anlar mı?
Hiç!
Kocaman bir hiç!
Tasavvufa sardım desem?
Yok yok,
Biri çıkar tekfir eder.
Öbürü çıkar...
Neyse, bana kalsın devamı.
Bu saçma sapan sözler yorar adamı,
Bozar insanın asabını.
Dinar verip lira almaya kalkmış gibi
Zenginleşmeyi umdum.
Ne çare?
Saçm...
Eee, be adam!
Durma kendine saçma deyip!
Hiç işte ya,
Dervişan ile
Meczup karşılaşması.
Bugün var, yarın yok.
Dün vardın, yarın da varsın.
Bugün ise yok...
Neye göre,
Kime göre?
Etmek bu tartışmaları aslında
Gereksiz,
Bilinmez bu hayatın sonu
Eksiksiz,
Yol gidilir ama kervan gitmez
Eşeksiz,
Gereksiz sözlerden sizi uzak tutamadım,
Sürçülisan için affola.






