Anne
Anneye duyulan özlem, zamanın geçişi ve hayatın kaçınılmaz ayrılıkları içinde sevgi ve sığınma arayışını anlatan hüzünlü bir iç monolog.

Sersefil olmuş zaman, saatler rotasız;
Yüzünde ki ben solmuş mu, anne?
Günler sevgiliye meftûn koşar amansız;
Gözlerinde ki fer sürme çekmiş yâre.
Ben giderim, yol uzar da uzar;
Sesin kulaklarımda çınlar, anne.
Sırtıma örttüğün yorgan kadar
Duaların da sıcak tutar her yerde.
Bir sabah ezanı, bir nefes almalık;
Kapılar ardında bekler beni, anne.
Özgürlüğün de tadı tuzu yok artık;
Tutkunum, bağlanmışım bir feleğe.
Varlığın yokluk sınavından geçti;
Yokluğun varlık göstermesin, anne.
Kaç tren geldi, nice yolcular göçtü gitti;
Ömür dediğin bir düş, beklide.
Şimdi hazan rüzgârları saçlarında;
Ellerin kök salmış toprağa, anne.
Gençlik elbette iyi, güzel, hoş da,
Birlikte yaşlanmak güzel değil mi bilene?
Keşkeler bitmez, geçen günler geçti;
Dün bitti, gün bugün, anne.
Seçimler yapıldı, kader bir yol biçti;
Mutlu olsun herkes olduğu
yerde.





