Zulmet ve Zuhur
Kuraklık, yıkım ve kaos içinde insanın ve doğanın çöküşünü anlatırken, Altaylardan yükselen bir özgürlük ve diriliş çağrısını dile getiren epik bir şiir.

Ortalık toz duman, uçuruyor her şeyi bir kasırga.
Yağmur yağmıyor, toprak boz, her şey kahverengi.
Gizlenmiş güneş esrarlı, kara bulutların ardına;
Göstermiyor ziyasını, durmuş ahengi.
Ağaçlar kupkuru odun, yapraklar uçuşuyor;
Dudağı çatlamış solmuş güllerin.
Kan bile yok yerlerde, toprak çatlıyor;
Ateşler fışkırtıyor susuz, kuru zemin.
Bir deri bir de kemik kalmış mosmor yüzler.
Dağlar bile eriyor; kin deryası, fitne salgın.
Tuttuğunu koparıyor adi serüvenler.
Çukurlarla dolu her yer, içlerinde yangın.
Bir ses geliyor Altaylardan, ulu atalardan:
“Geliyoruz!” diyor adeta gümbür gümbür.
Her dem Hakk’ı haykırıyor demirlerin ardından,
Can atıyor artık, olmak için HÜR!





