Bir kuşun gözlerine sığan dünya bize neden dar geliyor artık!
Çocukluğun masumiyetini ve insanlığın kaybolan değerlerini özlemle anan, geçmişin sıcaklığını bugünün yabancılaşmış dünyasında arayan lirik bir iç döküş.

0:00 / 1:29
Sığamadık şu evrene dolduk taştık umarsızca.
Bir kalpte yer almak yetmedi bize,
Daha fazlasını istedik istedikçe tükendik..
Kaldırımlar ağlıyor artık, bedenleri taşıyamaz halde.
Şeker veren amcanın paltosunun cebinde kaldı sevgiler..
Biz mi istedik böyle olmasını yoksa istedik mi böyle olmasını..
Ah nerde o eski günler! diyenlerin peşinden gitmedik.
Yolları şaşırdık pusula kâr etmez artık.
Anlatsana bana dünyayı görmeyenlerin gözlerinden,
Sokaklara yoldaş olan çocuk sesleri duyulmaz mı artık!
Muhabbet ehli komşuların kapıları kilitli midir hep?
Günün hengâmesinden nefes almayı unutan
insanoğluna ne demeli?
Ya da insanlaşmamış insanlara.
Anlatsana bana dünyayı görenlerin gözlerinden,
Nasıldır oralar şimdi portakal çiçeği kokar mı bahçeler?
Çocukluğum gizlenmiş midir aşındırdığım sokaklarda?
Adımlarım hızlanır mı yağmurlu akşamlarda, Uçurtmaların kanadına takılır mı hayallerim?
Kirpiklerime dolar çocukluğum, ayağıma dolanır sevdiğim kedim
Ben bu güzel hisleri çocuk kalbimin heyecanlı atışlarına sakladım.
Bir de şefkat kokan bahçeli evime






