İkindi Üzeri Tutarsızlık
Günün, anıların ve duyguların tutarsız güzelliği içinde savrulan bir benliğin, ömrün sahte karmaşasına ikindi vakti düşürdüğü sessiz bir not.

Uzun pasaklı bir menekşe dalına tutunuyor sabah.
Kör dilencinin sesine saklı umutla,
Yağmur yüklü sükûtta renklenirken adımın harfleri.
Bir avuç çakıl taşı.
Bir tutam zencefil.
Odada da bir fil.
Biz ise zamana yabancı.
Tütsü yaktım köşeye demin,
Çayın kokusuna sürtünüyor dumanı,
Şekli kayık bir kâğıt parçası dolanıyor rüzgârın elinde.
Elimde güz yangını çığlıklar toplanıyor.
Şarkılar dilsiz palyaço misali,
Renkli ızdıraplar sürüyor ruhuma,
Bir damla gözyaşı,
Biraz kar tanesi,
Ve çocukluğumdan kurtulan renkli horoz şekeri.
Tutarsızlığa tutunmaya çalışırken gün,
Göğsümde büyük dağlar tepişiyor.
Şimdiyse vakit ikindi üzeri,
Akşamın eli kulağında yani.
Eeee,
Bugün de,
Geçti ömür denen sahte karmaşa!
Kim bilir,
Yarın da ömre ekli mi?





