Beyanlar

İnsan Neden Yalnızdır?

Kalabalığın içinde hissedilen yalnızlık, insanın eksikliğinden değil ruhunun Yaradan’a yönelen derin çağrısından doğan ilahi bir hatırlatmadır.
İnsan Neden Yalnızdır?
0:00 / 3:53
Kalabalığın ortasında bile yalnız kalan ruhun ilahi yankıları. "Kalabalığın ortasında yalnız kalmak, eksiklik değil; ruhun Yaradan’la buluşmak için çaldığı kapıdır." İnsan bazen kalabalığın ortasında bile kendini yapayalnız hisseder çünkü yalnızlık aslında kimsenin göremediği o iç odanın kapısını yalnızca Yaradan’ın çalabildiği gerçeğinden doğar. Her birimiz, içimizde bize emanet edilmiş bir sır taşırız; ne tam anlatabiliriz ne de biri tam anlayabilir. Bu yüzden insan, eksik olduğundan değil, ruhu ilahi bir çağrıya ayarlı olduğundan yalnız görünür. Kimi zaman bu çağrıyı unutur, dünyaya karışırız fakat içimizdeki o ince sızı, tekrar kendi sesimize — ve bizi o sesle var eden kudrete — dönmemizi ister. İşte insanın yalnızlığı, çoğu kez bir kayıp değil; ilahiyle kurduğu gizli bağın sessiz yankısıdır. Yalnızlık bazen bir ceza gibi görünür; hâlbuki çoğu zaman, insanın kendini yeniden duyabilmesi için verilmiş en berrak alandır. Kalabalıklar insanı unutturur; yalnızlık ise içindeki hakikati fısıldar. Yalnız kalan kişi, önce korkusuyla tanışır, sonra kendindeki gücü keşfeder. Kendi sesini bulur, kalbinin dürüst sesini duyar ve en önemlisi, “kiminle bağlı olduğunu” hatırlar. Kur’an’da bu hâlin ilahi bir tarafı vurgulanır: “Biz insana şah damarından daha yakınız.” (Kaf Suresi, 16) Bu ayet, yalnızlığın bir eksiklik değil; insanın asıl bağlılığını hatırlatan bir nefes olduğunu gösterir. İnsan herkesten uzak olabilir ama Rabbinden hiçbir zaman uzak değildir. Yalnızlık, bu yakınlığı hissetmek için bazen bir kapı, bazen bir anahtardır. Bir başka ayet, insanın içindeki derin boşluğu işaret eder: “Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d Suresi, 28) Yani içimizdeki sızı, bizi huzurun kaynağına çağıran bir işaret gibidir. Dış dünyanın sesleri sustuğunda, insan huzuru değil, huzurun izini duymaya başlar. Bilgeler ise bu gerçeği şöyle özetler: “İnsan, kendine yaklaşabildiği kadar dünyaya yaklaşır.” Çünkü yalnız kalan kişi kendiyle konuşmayı öğrenir; korkularını dinler, yaralarını tanır, gücünü kabul eder. Kendiyle barışır. İşte o barış, insanı olgunlaştırır; ona sabrı öğretir, sezgiyi keskinleştirir, sözleri sadeleştirir, tavrı derinleştirir. Yalnızlık insanı incitmez; insan yalnızlığın anlamını bilmediğinde incinir. Oysa yalnızlık doğru okunduğunda bir öğretmendir. İçinle dışının barıştığı gizli bir terzidir. Sessizliğin içinden insanı sabırla yeniden diken bir güç… "Bir dahaki yalnız kaldığınızda, kalbinizin fısıldadığı sesi dinleyin çünkü o sessizlik, size hayatın en sessiz ama en gerçek dersini verir." Sonunda anlarız ki: İnsan aslında yalnız değildir.Yalnız bırakılmayandır. İnsan, yalnızlık sayesinde kendine, Hakka ve hayatın hakikatine yaklaşır ve bazen en büyük kalabalığa değil, en büyük gerçeğe böyle ulaşır. /div>

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!