İnsan Sadece İnsandır
Hayat, kazanmak ya da kaybetmekten çok insanı değiştirip dönüştüren, kesin yargılar yerine izler bırakan bir yolculuktur.

“Sonunda kötüler cezasını çekiyor ama iyiler de kazanmıyor bu hikâyede öğretmenim,” dedi çocuk okuduğu kitabı anlatırken. Beynimde şimşekler çaktı. Çocuk aslında çok doğal ve sıradan bir ifadeyle söylemişti bu sözleri.
Evet, hayat bazen böyledir. Kötüler cezasını çeker ama iyilerin de yarası kapanmaz. Haksızlık biter ama içimizdeki kırgınlık bitmez. Adalet yerini bulmuş gibi görünür ama gönüldeki eksiklik, varlığını hep hissettirir.
Kazanmak ve kaybetmek... Hayatın özeti bu iki kelimeden mi ibarettir acaba? Bu ikisinden biri olmadı mı bir şeyler eksik mi kalmış oluyor? Belki de ilk başta bunu sorgulamak lazım.
Hayatım boyunca yaşadıklarımdan ve gördüklerimden yola çıkarak küçük bir analiz yaptığımda, şöyle bir sonuca varıyorum: Her hikâyenin sonunda kazanmak ya da kaybetmek zorunda değiliz. Bazı olayların içinden galip çıkmayız. Mağlup da olmayız. Sadece değişmiş olarak çıkarız. Değişmiş ve biraz akıllıysak dersimizi almış olarak...
Doğa da böyle değil mi zaten? Kış kaybettiği için bahar gelmez. Yaprak yenildiği için toprağa düşmez. Deniz çekilince kaybetmiş, kabarınca kazanmış olmaz. Her şey akar, dönüşür, eksilir, tamamlanır, yeniden başlar.
Belki hayat da bize bunu anlatır: Her son bir hüküm değildir. Bazı sonlar sadece sessiz sedasız bir geçiştir.
İyiler her zaman kazanmaz zaten. Üstelik biz yaşadığımız hikayenin iyisi miyiz, kötüsü müyüz, ona kim hüküm veriyor ki?
Aklım Mustafa Kutlu'nun "İyiler Ölmez" kitabı ile ilgili yıllar önce yazdığım bir yazıya gidiyor. Orada; ne olur iyiler ölmesin, bir şekilde ve bir sebebe binen içimizde yaşamaya devam etsinler, demiştim.
Ne var ki bu dünya düzeninde iyiler hep daha çok yara alıyor. Aldıkları bütün yaralara rağmen iyi kalmaya devam ediyorlarsa, bu da başka türden bir cevaptır.
Çünkü bazı hikâyeler kazanılmaz. Bazı hikâyeler kaybedilmez. Bazı hikâyeler sadece yaşanır. Ve insan, o hikâyeden çıktığında artık eskisi değildir.
Aslına bakarsanız bu yazıda bir çelişkinin içinde olduğumu hissediyorum. Bir hikaye illa kazanılıp kaybedilmek zorunda değilse ve sadece yaşandı olarak değerlendirilebiliyorsa bir insan da neden iyi veya kötü olsun ki. İnsan sadece insandır belki de...





