Kaderim Sana Aşıktı
En büyük acı, kaybetmek değil; sığındığın limanın aslında bir hiç olduğunu görmek ve bunu kabullenip yoluna devam etmektir.

İnsanın en büyük yıkımı, sevdiğini kaybetmesi değildir belki de. Asıl yıkım, sığındığı limanın aslında bir hiç olduğunu görmesidir. “Kaderim sana âşıktı ama nasibim değildin” cümlesi, işte bu yıkımın en sade, en yalın ve en acı ifadesidir.
Bu cümle, bir kadının ellerinden dökülen son satırlardır. Defterine yazdığı, belki de içinden defalarca fısıldadığı ama karşısındakine söylemeye cesaret edemediği bir veda. Çünkü bazen sözcükler yetmez; anlatmak istediğin şey, kelimelerin sırtına yüklenemeyecek kadar ağırdır.
O kadın, bir zamanlar sevdayı yalnızca kalbinde değil, inancında da büyüttü. Ona göre bu yolda yürümek, yalnızca iki insanın değil, kaderlerin de birleşmesiydi. Dualarının arasına onu sıkıştırdı, umutlarının ipine bir düğüm de onun için attı. Sevdiği adamın gözlerinde Tanrı’nın bir lütfunu gördü, belki de "nasip" işte budur diye düşündü.
Ama bir gün, sessizce çekip gitti o adam. Ne bir açıklama, ne bir veda. Geride yalnızca bir soru işareti bıraktı. O soru işareti, zamanla büyüdü, kadının göğsünde bir ur gibi yerleşti. “Neden ben?” sorusu, “Neden ben değil?”e dönüştü. En çok da güveni sarsıldı kadının. Yalnızca adama olan güveni değil, hayata dair ne varsa hepsine olan inancı sarsıldı. İyi niyetinin, temiz duygularının, saf sevgisinin bir kıymeti olmadığını gördü. Dünyanın adaletine dair kurduğu tüm masallar, birer birer yıkıldı.
Yarı yolda bırakılmak, bir tren garında unutulmak gibidir. Etrafın kalabalıktır ama herkes bir yere gidiyordur, bir tek sen kalakalmışsındır. O an anlarsın; bazı aşklar varmış, yalnızca hayal etmek içinmiş. Bazı insanlar varmış, yalnızca bir mevsimlikmiş. Ama en acısı da şu: O adam, onun kaderinde vardı, ama nasibi değildi. Yani kavuşmak için yanıp tutuştuğu, belki de bir ömür beklediği şey, aslında hiç onun olmayacaktı.
Şimdi o kadın, kırgın bir çocuk gibi kenarda duruyor. İnancı yerle bir olmuş, yüreği buruk. Belki bir daha kimseyi sevmeyecek kadar yorgun, belki de her şeye rağmen bir umut ışığı arıyor gökyüzünde. Ama bildiği bir şey var: Bazı sevdalar vardır, yalnızca kaderde kalır, nasibe dönüşmez. Ve insan, en çok da bunu kabullenmekte zorlanır. Kabullenmek değil aslolan belki de; bununla yaşamayı öğrenmektir mesele. Kırık bir inançla, yarım kalmış bir sevdayla, yarı yolda bırakılmışlığın soğuk rüzgarında titreye titreye yoluna devam etmektir.
O yüzden ne zaman bir kadın iç geçirip “Kaderim ona âşıktı ama nasibi değildim” dese bilin ki, o cümlenin ardında yıkılmış bir dünya, sönmüş bir umut ve artık hiçbir şeye eskisi gibi inanmayan bir kalp vardır.
sevgilerimle
ışığım ışığın olsun....





