Beyanlar

Kimsenin Hayatı Oyuncak Değil

İlişkilerde güvenin ne kadar kıymetli, kırılmanın ne kadar yıpratıcı olduğunu vurgulayan bu yazı, kimsenin duygularının hevesle kullanılmaması gerektiğini ve herkesin kendi değerini hatırladıkça incinmelerden korunacağını anlatıyor.
Kimsenin Hayatı Oyuncak Değil
0:00 / 3:56
Uzun süredir yazmak isteyip de bir türlü içimdekileri dökme cesareti bulamamıştım. Gün bugünmüş. Yılların ilişkilerdeki acı deneyimi beni bu konuyu yazmaya itti.Hayatımıza giren herkes iz bırakır; kimileri canına can katarken kimileri canından can alır. Bazen bir selamla başlar her şey, bir gülümsemeyle. İşte şimdi bilinmeze doğru bir yolculuk başlar. Kalbimizi açarız, karşımızdaki kişiyi tanımak ve güvenmek isteriz. Benim en zorlandığım nokta güvenmek kısmı. İletişim konusunda zorlanmam ama dedim ya yılların deneyimi güvenme noktasında takılıp kalıyorum. Bana koruma kalkanı gibi geliyor. Diyelim ki en zor kısmı atlattık ve güvenmeyi başardık. Tüm içtenliğimizle kendimizden bahsettik. Ben ilişkiye başlarken en kötü özelliklerimden bahsederim ki sorumluluk alabilecek cesareti var mı bilsin isterim. Bazıları bir insanın hayatına girmenin ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunun farkında bile değil. Birine umut vermek kolaydır. Bir mesajla, bir sözle, belki de bir dokunuşla kalplerin uçuştuğu bir dünyanın kapısını aralayabilirsin. Aynı kolaylıkla o dünyayı yerle bir edebilirsin. Bir gün hayatımızın merkezinde olan biri, ertesi gün yokmuşuz gibi davranabilir. İçimizdeki ışığı yaktıktan sonra sessizliği ile bizi karanlıkla baş başa bırakabilir. (Bu arada karanlıktan çok korkarım.)En acısı da ne biliyor musunuz? Kendini haklı bizi ise abartıyor gibi görmesi. Oysa kimsenin hayatı, gelip geçici heveslerin tatmin edileceği bir alan değil. İnsan duygularla yaşar; kalbi var, geçmiş bağlamları, korkuları, umutları, kırılganlıkları var. Sevmek ve sevilmek istiyor. Bunlar hafife alınacak şeyler değil. Çünkü birinin hayatına girip öylece çekip gitmek, geride sadece boşluk bırakmaz; güvensizlik, kırgınlık ve kendine dair şüpheler bırakır. Bu gidişlerin bende yarattığı en kalıcı ve yıkıcı etki güvensizlik oldu. Biri bana güzel bir söz söylediği zaman hiç üstüme alınmıyorum. Çıkarı mı var acaba diye düşünmeden edemiyorum. İşte sizin bu egoist tavırlarınız karşı tarafta özgüven eksikliğine yol açıyor. Ben de mi bir sorun var? diye kendimi sorgularken buluyorum. Kimsenin hayatı oyuncak değil. Gidin oyununuzu uzakta oynayın. Kimsenin hayatını yakıp yıkmaya hakkınız yok. Sayenizde dedektif olduk. Varlığının sorumluluğunu taşıyamayacaksan birinin kalbine dokunma. Sana ihtiyacı olduğunda yanında olamayacaksan umut verme. Gidemeyeceğin bir yolun sözünü etme. Çünkü insanlar kolay kolay toparlanamıyor. Güven kolay onarılmıyor. Aynı döngüyü farklı versiyonlarıyla yaşamak beni çok yordu. Ya sizi? Hayatımıza giren herkes iyi niyetli olmayabilir. Acı tecrübelerle bunu öğrendik. Ama asıl önemli olan şudur: Biz kendi değerimizi hatırladıkça, kimsenin bizi oyuncak gibi görmesine izin vermeyiz çünkü bir insanın hayatı, duyguları, sevgiye, değer görmeye olan hasreti… Bunlar kimsenin oyuncağı değildir ve asla olmamalıdır.

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!