Beyanlar

Kontrolizm

Hayatı kontrol etme çabasından vazgeçip, sevgiyi hak etmeyen insanlara tutunmak yerine kendini korumayı ve doğru mücadeleyi seçmeyi anlatıyor.
Kontrolizm

Beyanhane’nin kıymetli okuyucuları,

Aracımda, “Ne yazsam?” diye düşünürken yine her zamanki gibi yavaş kullandığım için çevremden gelen serzenişler kulağıma takıldı. Sonra fark ettim ki, yıllardır farkında olmadan tekrar ettiğim bir cümle var:

“Kontrol edemediğim hızlara çıkmam.”

Aslında bu yalnızca trafikte söylediğim bir cümle değil. Hayata bakışımın da kısa bir özeti.

Kontrolü bende olmayan şeylerle, arama her zaman mesafe koymuşumdur. Çok kontrolcü olduğumdan değil, biraz fazla ihtimalleri düşünen, tedbiri cesaretin önüne koyan biriyim. Gideceğim yere birkaç dakika geç varmayı, pişman olacağım bir aceleye her zaman tercih ederim.

Belki de bu yüzden hayatımın birçok yerinde kendime fren olmayı öğrendim. Sevinci de öfkeyi de tutkuyu da beklentiyi de…
Bir şey haddinden fazla büyümesin, ipin ucu elimden kaymasın diye çoğu zaman kendimi dizginledim.

İnsan bazen hızlandığı için değil, durmayı beceremediği için kaybeder.

Fakat garip olan şu ki, insanın en çok kontrol etmek istediği şeyler, çoğu zaman en az söz geçirebildikleridir.
Kalp gibi, özlem gibi, sevgi gibi…
Bazı duygular vardır ne kadar dizginlemeye çalışsan da kendi yolunu bulur.

Demek ki hayat, her şeyi kontrol etmekle değil nerede frene, nerede gaza basacağını bilmekle dengede kalıyor.

Ben hala aynı cümleyi söylüyorum:

“Kontrol edemediğim hızlara çıkmam.”

Mücadelem hep dikkatli yaşamakla geçti. Durdurmayı beceremediğim nice davranışımı bile dizginlemeye çalıştım. Kendime sürekli sınırlar koydum, sürekli frene bastım, yeniden denedim.

Ama ne kadar kontrollü davranırsam davranayım, sonunda şunu fark ettim:

"Kontrol edemediklerimi kontrol etmeye çalıştıkça, aslında kontrol edebildiklerimin kontrolünü kaybediyorum."

İnsanı yoran hayatın belirsizliği değil her belirsizliğe hükmetme çabasıdır. Çünkü bazı şeyler yönetilmek için değil kabullenilmek için vardır.

Peki şimdi mücadelemi neye harcamalıyım?

Beynim sözü devralıyor:
“Bu bedende monarşi var. Yönetim bana ait. Yalnızlığa alış, boş ver.”

Kalbim itiraz ediyor:
“Hayır. Sen sevmenin kölesisin. Birinin olması gerekiyor; kimin olduğu değil, hak eden biri olması önemli. Bugüne kadar doğru insana denk gelmemiş olman, yaradılışını değiştirmez.”

İşte asıl yorucu olan da bu.

Ben, kontrol edemediklerimi kontrol etmeye çalışırken, aslında yanlış savaşlar veriyormuşum. Mücadele etmem gereken şey sevmek değilmiş sevgiyi hak etmeyenlere tutunmakmış. Kendimi değiştirmeye çalışmışım, oysa değişmesi gereken insanlar değil, onlara verdiğim değerin ölçüsüymüş.

Bazı mücadeleler insanı büyütür. Bazıları ise sadece yorar.

Mücadele etmeyi bırakmayacağım; sadece artık mücadelemi beni tüketenlere değil, beni ben olarak bırakabilenlere harcayacağım.

Velhasıl;

Kalbi ve ruhu yolgeçen hanı olmuş insanların sizden götürdüklerine takılıp kalmayın. Hiç kimsenin içindeki karmaşa, sizin ömrünüzün yükü olmak zorunda değil.

Bir ömür, ne istediğini bilmeyen insanların belirsizlikleriyle tüketilemeyecek kadar kıymetlidir.

Sizi yoran, dengenizi bozan, kendinizi sorgulamanıza neden olan ve kontrolünüzü kaybettiren insanlardan uzak durmayı öğrenin.

Çünkü bazen en büyük kazanç, birini hayatınıza katmak değil size kendinizi kaybettiren birini hayatınızdan çıkarmaktır.

Helal etmiyorum, kim ne verdiyse, fazlasıyla geri almadan gitmesin.

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!