Manipülasyon: Şefkat Kılığına Bürünmüş Zehir
Manipülasyon, sözcüklerin zehire bulanıp sana bir şefkatmiş gibi sunulmasıdır.

0:00 / 3:46
Bazen insanlara sonsuz güveniriz. Bazen de kendimize o kadar inanırız ki…
Onlar hep bizim iyiliğimizi isterler, her zaman bizi düşünürler. Ve hep bize fayda sağlamaktır amaçları.
Bazen bir kelime, bir bakış hatta bir tebessüm bile… Ne kadar da masum ve sevgi dolu görünür. Ama özünde bir yönlendirme, bir baskı saklıdır. Manipülasyon, doğrudan emir vermenin aksine içten içe ya da alttan alta kişinin istediği şeyin senin için en iyisi olacağına seni inandırmasıdır. Bu bir oyundur aslında: Kişilerin sana yaptırmak istediğini, senin fikrinmiş gibi hissettirme oyunu…
Zehirli sözler şefkatin sesiyle fısıldanır. Her şey senin için görünür ama hiçbir şey senin için değildir. “Senin iyiliğin için söylüyorum.” sözünün içinde kendi çıkarı vardır. “Beni kırmamak için böyle bir şey yapmazsın değil mi?” ile vicdanına dokunur. İşte o an, sevgi kılığına bürünmüş bir manipülasyon başlamıştır.
Zehir açık açık verilmez. Bir bardak suya bir damla damlatılır. Renksiz, kokusuzdur. Ama içindeki yaşama zarar verir. Ruhunun derinliklerine sızar ve seni değiştirmeye başlar.
Sen anlamazsın… “Acaba ben mi abarttım? Ben yanlış mı anladım?” sözleriyle boğuşurken, zehir çoktan kanına karışmıştır bile. Manipülatörler senin özsaygını da hedef alırlar. Ve kurban, kendinden sürekli şüphe duyma haline girer. Sevildiği sandığı yerde yavaş yavaş kontrol altına alınmıştır.
Bizler de farkında olmadan bazen manipülatif davranışlar sergileriz. Önemli olan, bunun farkına varmamız ve tekrarlamamamızdır. Manipülatif insan çoktur; ancak dışarıdan baktığınızda onları asla anlayamazsınız. Bağırmaz, tehdit etmez, emir vermez ve doğrudan kötü davranmazlar. Aksine, öyle iyi davranırlar ki sen kendini suçlu hissedersin. Senin zayıf yanlarını bulur, vicdanına dokunur; terkedilme korkunun ya da değersizlik duygunun üzerine çöker. Üstelik bunu çok güzel süslenmiş cümlelerle yapar.
Söylediği her cümlede bir sıcaklık vardır. Ama siz hep üşürsünüz.
Peki kaç kişi böyle? Belki herkes biraz böyle… Ama bazıları bunu silah olarak kullanır; doğrudan senin özsaygına dokunan bir kurşunla.
Birkaç örnek verelim mi? Bakın şimdi ne kadar tanıdık gelecek:
Çok hassas davranıyorsun.
Ben olsam senin için yapardım.
Kafanda kuruyorsun.
Ben zaten kimseye yaranamıyorum.
Benim yerimde başkası olsa çoktan gitmişti.
Senin yüzünden bu hale geldim.
Ben daha iyi bilirim.
Bir gün çok sevip ertesi gün yok olmalar.
Küsmek, görmezden gelmek.
Bunlara daha çok örnek verebiliriz. Ve fark ettiniz mi? Ne kadar çok maruz kaldık… Ve bazen de maruz bıraktık.
Kimsenin özsaygısına saldırmadan yolumuza devam edelim. Ve her sözün bizim iyiliğimiz için olmadığını asla göz ardı etmeyelim. Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi, yoksa sonunda bir gün; ellerimizi başımızın yanına koyup oturur ve nerede yanlış yaptığımızı düşünür dururuz. Aslında yanlışı yapan biz olmadığımız halde…
İyi insanlara yolunuzun düşmesini temenni ediyorum.
Sevgilerle… 🪷🪷






