Beyanlar

Sevgi mi Yoksa Heves mi?

Heves bizi yola çıkaran geçici bir kıvılcımken, sevgi o yolculuğu anlamlı ve kalıcı kılan derin bağdır.
Sevgi mi Yoksa Heves mi?
0:00 / 3:35

Şu hayatta en çok karıştırdığımız, belki de en çok incittiğimiz iki duygu; sevgi ve heves. İkisi de sıcak, ikkisi de coşkulu, ikisi de bizi harekete geçiren güçler. Ama biri kök salar, diğeri ise çiçek açar ve solar. Hangisi daha değerli? Hangisinin peşinden gitmeli?

Heves, anlık bir şimşek çakması gibidir. Ansızın gelir, içimizi aydınlatır, enerji verir. Bir projeye başlarkenki o ilk coşku, yeni tanıştığımız biriyle geçirilen heyecanlı saatler, alınan yeni bir eşyayla gelen o tatlı sevinç… Heves, hayatın tuzu biberidir. Rengine, kokusuna, dokusuna varmamızı sağlar. Olmazsa hayat monotonlaşır, grileşir.

Ama hevesin bir ömrü vardır. Kısa ve yoğundur. Yanıp sönen bir yıldız gibi parlar ve söner. Onu sonsuz kılmaya çalıştığımızda kendimizi tükenmiş hissederiz. Çünkü heves süreklilik istemez; anlık bir armağandır.

Sevgi ise bambaşka bir şeydir. Sabahın ilk ışığı gibi yavaş yavaş doğar ve gün boyu ısıtır. Kök salar, derinleşir, katman katman büyür. Sevgi; bir çocuğun büyümesini izlerken kurulan o derin bağ, yılların eskitemediği bir dostluk, kendini adadığın bir sanat dalı ya da meslektir. Hevesten farklı olarak çaba ister. Bazen sular durulur, heyecan azalır; işte o zaman sevginin gerçek rengi ortaya çıkar: sabır, anlayış, bağlılık ve devam etme kararlılığı.

Sorun şu ki biz sıklıkla hevesi sevgi sanıyoruz. İlişkilerimizde, iş hayatımızda, hobilerimizde… İlk coşku geçtiğinde “Acaba sevmiyor muyum?” diye sorguluyoruz. Oysa belki de sevginin gerçek yüzüyle yeni tanışıyoruzdur. Hevesin şatafatlı gösterisinden sonra, sevginin sade ama derin dilini anlamak zaman alır.

Peki hangisi daha değerli? İkisi de. Hayat dengeden ibarettir. Heves olmadan sevgiye ulaşmak zor; heves bize yön gösterir, kapı açar. Ama sadece hevesle yaşamak; sürekli yeni başlangıçlar peşinde koşmak, hiçbir şeye derinden bağlanamamak anlamına gelir.

Kendimize sormalıyız:

  • Bu duygu geçici bir coşku mu, yoksa kalıcı bir bağ mı?

  • Zorlandığımda vazgeçiyor muyum, yoksa devam etmek için yeni yollar mı arıyorum?

  • Sadece “hoşlandığım” için mi buradayım, yoksa “değer verdiğim” için mi?

Hayatımızda her ikisine de yer açalım. Hevesimiz bize yeni yollar çizsin, yeni tatlar tattırsın. Ama sevgimiz de bize kök, aidiyet ve derinlik versin. Hevesi takip etmek cesaret, sevgiyi beslemek ise bilgelik ister.

Belki de en güzeli, hevesle başlayıp sevgiyle devam edebilmektir. O ilk kıvılcımı, bir ömür boyu yanacak bir ateşe dönüştürmek… İşte o zaman hem uçmanın heyecanını hem de yuva sıcaklığını aynı anda yaşayabiliriz.

Unutmayalım: Heves uçurur, sevgi ise kanat takar.

Çok sevilmeniz dileğiyle…
Sevgilerimle.
Işığım ışığınız olsun.

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!