Sevmeyene karınca yük, sevene filler karınca.
Sevginin değerini unuttuğumuzda hayat karardı, ama onu yeniden bulduğumuzda her şey yeniden aydınlandı.

0:00 / 2:07
Sevmeyene karınca yük, sevene filler karınca.
Ne güzel söylemiş Şems-i Tebrizi.
Sevgi tanımlanabildiği yerde var olur, anlam bulur. Ta ki insan tanımını unutana kadar…
Bugün hayat penceresinin önüne oturdum ve dışarıyı izledim bir süre. Yalan aşkları gördüm. Herkesin birbirini kandırdığı ya da öyle sandığı sahte aşklar. "Eğer" ile başlayan ilişkiler vardı az ilerde. Çıkar üzerine kurulmuş sığ ilişkiler… Günübirlik, çarpık, toksik… Çözümsüz… Bitmeye mahkûm… Sonra yük olmaya başladı sevgiler. Bakışlar anlamını kaybetti. Sözcükler tek tek yok olmaya yüz tuttu. İnsan hissiz nasıl olur bilir misiniz? Koca bir boşlukta, donuk ve tek başına. Hani zombi filmleri vardır ya… İşte duyguları zombileşti onlar farkında olmadan. İnsan insanı, insan doğayı, insan canlıları ve en son insan kendini çekemez hale geldi. Baş edemedikçe daha çok hırçınlaştı bir okyanus gibi… Anlam arayışını da kaybetti sonra insan. Artık bir bedenden fazlası değildi. Bir karabulut çöktü yeryüzüne.
Sonra pencereyi kapattım ve kapıyı açtım. Farklıydı burası. Gökyüzü maviydi ve güneş aydınlatıyordu dört bir yanı. Mutluydu insanlar… Gülüşler bir enstrümanın en güzel notaları gibi, dokunuşlar sıcak ve masum… Bir annenin evladına dokunuşu gibi… Sevgi sarmalamıştı her bir yanı. Keşkelerin yerini çünküler almıştı. Çünkü sen değerlisin. Çünkü seni seviyorum ve iyi ki… Gözler gözlere değiyordu burada ve sözler name gibi geliyordu kulaklara.
Sonra gözlerimi kapattım birkaç saniyeliğine, açtığımda kapı kapanmıştı. Bize kalan bir pencere kadardı hayat… Sevgisizlik giderek arttı ve bir devir böyle kapandı.
Sevgiyi yeniden bulabileceğimiz zamanlara…
Sevgilerle… 🌸





