Sürgün Notları
“Sürgün kentinden” yazılan bu metin, yalnızlık, özlem ve geçmişe tutunamamanın içinde büyüyen derin bir hüzünle sevdiğine seslenen bir iç döküşü anlatır.

Bir sürgün kentinden
Yazıyorum sana
Kitaplara verdim kendimi
Yürüyorum her gün
Bolca yazıyorum
Ve en çok da düşünüyorum
Susmak koydum hüznün adını
Çayım ve sigaram
Düşmüyor elimden
Yudum yudum eriyor
Nefes nefes tükeniyorum
Biliyorum “Ne olur?” diyor gözlerin
“Ne olur yapma!”
Elimde değil gülüm
Bir sürgün kentinde
En çok da hüzün yaraşıyor bir sürgüne
Sokaklar hüzün
Bahçeler hüzün
Sensizlik hüzün
Ve hüznüme düşüyor yüzün
Hani evler vardır ya
Anılar ses verir odalarında
Sonra o evlere çıkan yollar vardır
Tanıklık ederler
Geçmişten geleceğe
O evlerde
O evlere çıkan yollarda
Her sabah
Sevdiklerin uğurlar
Ve anılar karşılar
Her akşam seni
Sen o evlerdesin
Ben o evlere çıkan yollardayım gülüm
Bir sürgün kentinden
Yazıyorum sana
Ağla yüreğim, diyorum ağla
Ağla ve dök içini
Hangi özlemi
Büyütmedin ki içinde
Ve hangi özlem
Büyütmedi ki seni
Ağla yüreğim, diyorum ağla
Çünkü diyorum
Çünkü sen
Özlemin dipsiz kuyusunda
Sabrın sonu selametle avunan
Bir adama aitsin
Ve gurbet çıkmazında
Bir kavuşma düşüdür ömrün
Ağla yüreğim, diyorum
Ağla ve dök içini
Albümdeki fotoğraflar kadar solgun
Duvardakiler kadar uzak
Sözüm çok
Sesim yok buralarda
Yüzün yasak
Sesin yasak
Tutunacak dalım yasak
Yağmurlara ekliyorum gözyaşlarımı
Ve yağmurlarda geçiyorum yalnızlığı






