Yıldızın Kuzeyi
Bu şiir, aşk, ayrılık ve varoluşun iç içe geçtiği; karmaşık duygularla örülü bir vedanın içinde kendini, zamanı ve ilişkiyi sorgulayan yoğun ve şiirsel bir iç döküşü anlatır.

gitmekten çekin diyorum,
harflerimi hatırla
gül yanlış kokmaz
yarama tomurcuk asma
gururlu utançlar yaşıyorum
rüyamın üstünü örttüm
yüzümdeki kızarıklığın morgundan
al bahçeme mor
beni benden sağır
beni benden kör
tanı
ama hoşça kal
ama elveda
yine yürüyeceğiz
gökyüzünün en güzel semtinden tutacağım bu kez evimizi
karbonmonoksite ihtiyacımız var
çünkü hayat yok sayar
yok satacak fotoğraflarını
hatırladım da
bir gün öyle gülmüştüm ki
bir gün öyle gülmüştün ki
aynı temizlikte hâlâ
alfabelerin altında serili halı
şimdi duruşumu
hangi saatte öleceğimizi
yazgımızı kiminle değişeceğimizi
o dönüşteki yola sapacağımızı
bu yüzden hep suçlu hissedeceğini
on iki yıl arayla
özenle uzatılan kolonyaların
her sehpayı silemeyeceğini
seni dargın vedalarla değil
pamuktan kanatlara emanet edişimi
hepimizi aynı lanetin sardığını
tuz,
ve altından korkan kelimelerimi
aşkın öfkeli kaşlı yüzüyle tanışacağını
sonuna kadar "oku"yazan kitabın
İlk sayfasında borcumuzun yazışını
niye dolmuyor yıldızlar gecemize
hayıflanışını
cıvıl damlarda sakladığım gözyaşını
artık çekinmeden gidebilirsin
susmak üzerine konuşmaya başlıyorum
şiirini
adı özgür olan kelebeklerin
tılsımlı naiflikleriyle uğurluyorum
en çok göz kapaklarından öperek
uğurlu
gelsin
uğurlanışın
söylenerek
küllenerek
küflenerek
yediğimiz ekmekleri
içtiğimiz sebepleri
sonucu belli tercihleri
gizleyerek
en anlaşılır şekilde
anlatmanın anlamını bilmiyordun
en saf hâlimle
anlatmanın anlamını
bilmiyordum
fırlattığım halkanın içinde
gaz,toz ve parçacıklarımız yandı
dikdörtgen kalpli ömür
ancak böyle güzel yaşanırdı





