Beyanlar

Karma-karışık İlişkiler

İlişkilerde sonu getiren şey, bir kazak değil; fark edilmeyen kırgınlıkların birikmesidir.
Karma-karışık İlişkiler

Tekrar ilişkiler üzerine yazıyorum ama bu sefer çok bilinçli ve farkında olarak geçtim kağıdın başına. Bu kez, farklı bir pencereden bakmayı ve baktırmayı umuyorum. Çünkü bazı şeyleri bilmeden, halletmeden, çözmeden ilerlediğinde insan, kendini hep aynı döngünün içinde buluyor. Fark etmeden aynı hikayeyi, farklı yüzlerle yeniden yaşamaya başlıyor.

Uzun zamandır dinlediğim bütün aşk hikayelerinde benzer izler görüyorum. Gelin bu benzerlikleri biraz aralayalım. Her seven, sevilen tarafından hunharca bir sevgi şiddetine uğruyor sanki. Sevmenin verdiği o ağır ve derin duygu, çoğu zaman sevenin omuzlarına yük oluyor. Sevgi büyüdükçe, ağırlığı da artıyor ve o ağırlık, bazen insanın içinden çıkamayacağı bir karmaşaya dönüşüyor.

Çok sevenin kaybettiği bu düzen, neredeyse yazılı olmayan bir kural gibi karşımıza çıkıyor. Seven, sevgisinin bedelini çoğu zaman susarak, bekleyerek, eksilerek ödüyor. Ve o noktada insan, çektiği acının bir karşılığı olmalı diye düşünüyor. Belki buna karma diyoruz, belki adalet, belki de hayatın kendi dengesi…
İçten içe inanıyoruz; günün sonunda, kalp kıran da kalbin ne demek olduğunu öğrenecek.

Bu düşünce aslında yeni değil. Daha önce de bu konu üzerine düşünmüş ve ‘Ben’sel Mesele’ kitabımda şöyle bahsetmiştim:


“Birilerinin canını yaktığında “ilahi adalet”, “vicdan”, “evren” veya “karma”; senin canını yakmak için gerekli yolları açacaktır.  Bu metafiziksel dengenin adını ne koyarsan koy, fark etmez. Ettiğini bulacağın gerçeği şaşmaz.”

İşte bu yüzden ilişkilerde belli bir hassasiyet olmalı, saygı olmalı, sabır olmalı, olması gereken şeyleri burada sayfa sayfa yazmaya gerek olmamalı, insanlar ilişkilerinde neye dikkat etmesi gerektiğini bilmeli ve ona göre hareket etmeli.

Benim gösterdiğim hassasiyeti göstermeye bile mecali olmayan insanları hayatımda tutmamaya karar verdim. Geçenler de bir videoya denk geldim. Bir genç adam şöyle diyordu, doldum taşıyorum, benim ayrılma sebebimi ise kazak sanıyorlar. İnsanlar son damlayı görür ama o bardağı dolduranları fark etmez. Bir kazak, bir söz, bir uyuyakalma..

Oysa ayrılık, bir anda verilmiş bir karar değildir. Biriken suskunlukların, görülmeyen kırgınlıkların ve fark edilmeyen yorgunlukların sonucudur.

İşte bu yüzden ilişkilerde hassasiyet önemli.
Çünkü küçük sandığımız şeyler, birinin iç dünyasında büyük yaralara dönüşebilir. Bir gün gelir, insan artık anlatmayı bırakır.  Sonra biri gider. Diğeri hala kazağı konuşur, uyuyakalmayı konuşur.

En sevdiğim olsa da fark etmez. Benim ilişkiye gösterdiğim hassasiyeti göstermeyen biri, artık sadece eski bir tanıdık olur. Bu kadar net.

Hayatınıza birini alacaksanız, bilinçli ve farkındalık sahibi olmasına dikkat edin. Çünkü yanlış insanlar sadece zamanınızı değil, sevgiye olan inancınızı da alıp götürür. İnsan, zamanı geri kazanabilir belki ama yıpranan inancı toparlamak her zaman kolay olmaz.

Umarım karşımıza, kalbin inceliğini anlayan insanlar çıkar. Hassasiyeti zayıflık değil, değer bilen bir güç olarak gören insanlar…
Çünkü bazı insanlar hayatınıza huzur olur, bazıları ise yalnızca ders.

Ben artık ders değil, huzur istiyorum. Yormayan, anlayan, hissettiren, hassasiyet sahibi birisi. En önemlisi sevmeyi bilen değil, değer vermeyi bilen, gösterebilen kalsın.

Bittin, bittik…

Bitti..

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!