Yarım Kalan
Değer, verilenle değil verilmeyenle daha net anlaşılır.

0:00 / 1:27
İstemek başarmanın yarısıymış ya hani. Bir insan sevdiğine istediği her şeyi yaparken, istemediğine bu değerin yarısını bile vermiyormuş bunu anladım hem de bunu öyle açık, öyle net bir şekilde gördüm ki, sanki gözlerimin içine baka baka öğretti.
Bu fark ediş canımı yakmadı, ama içimde garip bir burukluk bıraktı. Hani, kimin hangi yerde durduğunu anlamak vardır ya…
Böylece kimin ne kadar değer verdiğini de görüyorsun. Aslında kırılmıyorsun, çünkü zaten beklediğin bir şeymiş ve hatta beklentilerinde karşılanmayınca; yine de boğazında bir düğüm, içinde bir sızı oluyor.
O an fark ettim ki, değer vermek öyle söylenerek değil, yaşatarak gösteriliyor. Ve bazı insanlar, sana verdikleriyle değil; vermedikleriyle kim olduklarını daha net anlatıyor. Belki de mesele, onlardan daha fazlasını beklememekte. Belki de mesele, kimin ne kadar verebildiğini kabullenip ona göre mesafeni çizmekte.
Ama yine de insanın içinde o “daha fazlası olabilirdi” hissi kolay kolay gitmiyor. Kimi zaman bu his, sessizce oturuyor kalbinde; ne taşacak kadar büyük ne de tamamen unutulacak kadar küçük…
Ve sen, onunla yaşamayı öğreniyorsun.





