Acı: Sessiz Bir Öğretmen
Acının insanı yoğuran, olgunlaştıran ve hakiki benliğine taşıyan kaçınılmaz bir öğretmen olduğunu anlatan derin bir metin.

0:00 / 3:10
Hiç acı çekmemiş bir insan var mıdır bu dünyada? Varsa bile o, gerçekten insan sayılır mı? Çünkü acı, yalnızca can yakan bir duygu değil; bizi biz yapan, sınırlarımızı gösteren, derinlerimizdeki gücü açığa çıkaran kadim bir öğretmendir. Evet; yaşarken ağırdır, insanı yorar ancak insan zor zamanlarda büyür. Tıpkı toprağın altında filizlenen bir tohum gibi, biz de en derin sancılarımızda kendimize doğru bir yol buluruz.
XIII. yüzyılda yaşamış Tebrizli ünlü şair Sadî-i Şirâzî, asırlar öncesinden şöyle seslenir:
“Derîn âlem kesî bî-gam ne-bâşed
Eger bâşed benî-âdem ne-bâşed”
Bu dünyada gamı olmayan yoktur, der Sadî-i.Eğer varsa da o, insandan sayılmaz. Bu söz, acının bir istisna değil, insan olmanın asli bir parçası olduğunu söyler bize. Keder, insan hayatının dışında değil; tam merkezindedir. Ve belki de en çok orada, acının merkezinde kendimizi tanımaya başlarız.
XV. yüzyıl şairi Necâtî de aynı hakikati farklı bir dille yineler:
“Cihânda âdem olan bî-gam olmaz
Anın içün bî-gam olan âdem olmaz”
İnsan olmak, bir bakıma gamla hemhâl olmaktır. Sevdiklerinden ayrılmayı bilmeyen, hayal kırıklığını tatmayan, özlemle yanmayan birinin yüreği nasıl olgunlaşır? Acı, ruhun ham hâlini yoğurur. Onu bir çocuk masumiyetinden alır, bilge bir suskunluğa doğru taşır.
Acı sadece kayıpların, hüsranların adı değildir. Aynı zamanda büyük bir sevmenin de bedelidir. XVI.yüzyıl şairi Hayâlî’nin dizelerinde bu bedel, aşkın fedakârlığında gelir karşımıza:
“Nedür cân kim anı sen nâzenîn cânâna virmezler
Sana âşık olanlar yoluna cânâ ne virmezler”
İnsan sevdiği uğruna acıya razı olur. Hatta çoğu zaman acıyı seçer. Çünkü bilir ki büyümenin, derinleşmenin, gerçek anlamda yaşamanın bir bedeli vardır. Ve bu bedel çoğu zaman gözyaşıyla, suskunlukla, içe atılmış sessizliklerle ödenir.
Doğru yaşanan acı, insanı tüketmez; dönüştürür. İnsanın içindeki sabrı, merhameti, anlayışı büyütür. Başkalarının acılarına daha duyarlı yapar onu. Bir başkasının gözlerine daha dikkatli, daha yumuşak bakmasını öğretir.
Belki de bu yüzden, en güzel şiirler acıdan doğar;en derin düşünceler,yalnız gecelerde yeşerir. Çünkü insan, kendine en çok ihtiyaç duyduğu anlarda kendini bulur.
Acı bir son değildir. Doğru yaşandığında, bir başlangıçtır çoğu zaman, vesselam.






