Gökyüzü Enstrüman Olsa Mavi Bir Gramofon Olsun İsterdim
Bir insan geçmişiyle yüzleşip şiirlerini, acılarını ve heyecanlarını geride bırakarak özgürlüğe koşar.

0:00 / 1:59
Sessizce yatağından kalkmıştı. Her zamanki coşkusundan eser yoktu. Tanımadığı birini özlemişti. Bileğini defalarca öptü, öptü, öptü.
Masasındaki dağınıklığa aldırış etmeden öylece oturdu. Derin bir iç çekti. Belli ki geçmişini kanatmaya mecbur hissettirecekti. Şiirlerinin ötenazi hakkını kullanacağı gündü. Son kez okudu yazdıklarını. Nasıl olsa geleceğini de bunların eline bırakamazdı.
Gökyüzünün yansıması kirpiklerini temizledi. Çalışma masasının üzerinde beliren küçük bulutla yüzünü yıkadı. Yedi kez fısıldadı:
"Savaşmayı bıraktım," dedi. "Sevmeyi değil."
Bulut hareketlenmiş, Kız Kulesi'ne doğru yola çıkmıştı. Lamba yandı. Masanın da diyecek birkaç lafı vardı elbet. Yeniden yazmaya başladı. İlk cümlesi kıvrılarak gözlerinden süzüldü:
"Biliyorsunuz, aşk mücadeledir."
Kıyamadı çöpe atmaya kelimeleri. Köpek kulübesini iyi ki fark etti. Hayatta en sevdiği canlılardan olan köpeğin orada olmayışına şükrederek kulübenin içine başını uzattı.
Bileklerindeki sancıya aldırmadan çokça vicdan içeren yün döşeğin altına sakladı biraz sonra ölecek olan heyecanlarını. Avuçlarına baka baka ilerledi. Kar başladı.
Kırmızı rugan ayakkabısı topuklarına atkı gibi dolaştı. Düştü. Ve son kez uyandığını bilmediği o evin önünden geçerken pencereye baktı. O bulut kadar özgürdü artık.
Bir kendi, bir de bileğindeki mavi gramofon dövmesi.
Koştular, koştular, koştular.






