İnsan Neden Yazar?
Yazmayı, insanın iç sesini sustururken yalnız olmadığını başkalarına da hissettiren görünmez bir köprü kurma çabası olarak anlatan bir giriş metni.

İnsan neden yazar? Anlaşılmak için mi, yarına bir iz bırakmak için mi, yoksa kendi içindeki o bitmek bilmeyen uğultuyu ancak kağıda döktüğünde susturabildiği için mi? Beyanhane'de açtığım bu ilk boş sayfa, bana bu soruları her zamankinden daha yüksek sesle soruyor.
Görünüşte en yalnız eylemdir yazmak. Sadece siz, kelimeler ve beyaz sayfa vardır. Oysa o yalıtılmış sessizliğin içinde, tanımadığınız ruhlara uzanan görünmez köprüler inşa edersiniz. Bazen sayfalarını çevirdiğimiz bir kitabın o can alıcı satırında duraklarız ya hani; "İşte, yalnız değilmişim, benim hissettiğimi hisseden, benim inandığıma inanan biri daha varmış" deriz. Yıllar önce, belki de kilometrelerce uzakta birinin kaleme aldığı o satırlar, gelip tam göğsümüzün ortasına oturur. İşte şimdi bu boş sayfaya düşen her kelime, o altı çizili cümlenin sahibi olma ihtimaline tutunmaktır. Kendi zihnimde kurduğum dünyaları, inşa ettiğim karakterleri ve içimden dökülen kelimelerin ritmini uçsuz bucaksız bir okyanusa, bir şişenin içinde bırakıyorum.
Şimdi o beyaz sayfanın ürkütücü sessizliği kırıldı, ilk kelimeler döküldü ve yola çıkıldı. Beyanhane'nin bu köşesinde, bazen bir kitabın derinliklerinde kaybolacağız, bazen hayatın kıyısında köşesinde kalmış bir duygunun izini süreceğiz. Ben o şişeyi okyanusa bıraktım. Sahilinize vurduğunda, kelimelerimde kendinizden bir parça bulmanız dileğiyle...
Merhaba.





