Kalpten Kaleme: Ecem Acet’in Yazarlık Serüveni
Ecem Acet, duygularını samimiyetle kelimelere döken ve yazıyla hem kendini hem okurlarını iyileştirmeyi amaçlayan bir yazar.

1)Ecem Acet kimdir ?
Ecem Acet; kelimelerle kendi iç dünyasının haritasını çizen, duygularını saklamak yerine paylaşmayı seçen bir yazar. Yazmak, benim için yalnızca bir uğraş değil, nefes almak gibi bir ihtiyaç. Çünkü ben kelimelerle hem kendimi iyileştiriyor hem de başkalarının kalplerine yaralarına, dokunabilmenin yolunu buluyorum.Şiirlerimde ve yazılarımda çoğu zaman kırgınlıklar, vedalar, yaralar ve iyileşme süreçleri var. Ama aynı zamanda umut, sevgi ve yeniden doğma arzusu da var. Ben, yaşadıklarımı sadece kendime saklamak yerine onları dönüştürüp paylaşarak, okuyan herkese kendi yolculuğunda bir parça ışık olmayı amaçlıyorum. Kısacası ben, düşlerimden, acılarımdan ve umutlarımdan şiirler, denemeler, hikâyeler çıkaran bir kalemim. Kendimi “yazıyla büyüyen ve yazıyla iyileşen bir kadın” olarak tanımlayabilirim.
2)Yazarlık serüvenine nasıl başladınız ?
Aslında yazarlık yolculuğum çok küçük yaşlarda başladı. Okumayı ve yazmayı henüz bilmediğim 3–4 yaşlarımda bana hediye edilen hikâye kitapları, bende büyük bir merak ve heyecan uyandırdı. O kitaplar, kelimelerin dünyasına açılan ilk kapım oldu.Ortaokul yıllarında ise yazmanın, konuşmaktan çok daha derin bir ifade biçimi olduğunu fark ettim. Kendimi tanıma ve tanıtma arzum, beni kalemin ucunda bambaşka bir yolculuğa çıkardı. O dönemden itibaren yazmayı sevmekle, kağıda kaleme âşık olmak arasında gidip gelen bir bağ kurdum.Kağıt ve kalem, hayatımın en sadık ve en anlamlı dostları oldu. Bugün hala yazarlığımı tanımlarken kendimi, cümleleri rüzgârda savrulan bir yazar olarak görüyorum.
3)Kitap yazma süreciniz nasıl ilerledi ve ilk kitabınız genel olarak ne tarz yorumlar aldı ve yapılan yorumlarda katıldığınız, katılmadığınız yorumlar ne şekilde oldu ?
İlk kitabımı yazma sürecim aslında uzun yıllardır biriktirdiğim duyguların ve düşüncelerin kağıda dökülmesiyle başladı. Yazarken bir plana bağlı kalmaktan çok, içimden geldiği gibi, kalemin beni götürdüğü yöne ilerledim. Bu yüzden kitabım benim için çok doğal, içten ve samimi bir sürecin ürünü oldu. Kitap yayımlandıktan sonra aldığım yorumlar da farklılık gösterdi. Birçok kişi duyguların yalınlığına, içtenliğine ve herkesin kendi hayatından bir parça bulabilmesine vurgu yaptı. Bu yorumlara içtenlikle katılıyorum; çünkü benim de amacım tam olarak buydu: okurun kendi kalbine dokunabilmek.
Bunun yanında, bazı eleştiriler de oldu. Örneğin, daha fazla teknik derinlik, daha farklı üslup veya daha edebi bir dil beklentisiyle gelen yorumlar… Bu tür yorumlara saygı duyuyorum ama her yazarın kendi üslubu olduğunu düşünüyorum. Benim yazma amacım, “mükemmel” olmak değil; “gerçek ve sahici” olmak. Dolayısıyla eleştirileri bir gelişim alanı olarak alıyor, ama özümden ödün vermeden kendi kalem yolculuğuma devam ediyorum.
4)Sizi okurken 'duygusal bir yazar' olarak düşünüp hissediyorum, sizi yazma duygusuna daha çok iten şey de bu duygularını mıdır?
Evet, aslında doğru bir tespit bu. Benim için yazma duygusu en çok hislerimden besleniyor. Yaşadıklarım, içimde birikenler, söyleyemediklerim ya da bazen en derinden hissettiklerim satırlara dönüşüyor. Duygularımı yazarak ifade ettikçe hem kendimi daha iyi anlıyorum hem de başkalarının kalbine dokunabileceğimi hissediyorum. Bu yüzden yazarken hep duygularım ön planda oluyor; çünkü beni yazmaya en çok iten şey, içimdeki o yoğun hisleri kağıda dökme ihtiyacı.
5) Yazı yazarken hangi türe kendinizi daha yakın hissediyorsunuz?
Yazarken kendimi en çok deneme ve şiir türüne yakın hissediyorum. Çünkü bu türler bana özgürlük alanı sunuyor; hislerimi, düşüncelerimi, içsel yolculuklarımı en rahat o şekilde ifade edebiliyorum. Bazen bir cümle deneme gibi akar, bazen de şiire dönüşür. Kısacası kalemimin yönü çoğunlukla duygularımı en iyi anlatabildiğim bu iki türe kayıyor.
6)İlham aldığınız yazarlar var mı, varsa hangileridir?
Evet, özellikle Türk şairlerden ilham aldığım çok isim var. Cemal Süreya’nın duygu derinliği, Edip Cansever’in insan ruhuna dokunan dizeleri, Turgut Uyar’ın hüzünle yoğrulmuş ama umut barındıran şiirleri beni çok etkiliyor. Attila İlhan’ın kendine özgü üslubu ve güçlü anlatımı da yazı serüvenimde bana ilham veren kaynaklar arasında. Onların şiirlerindeki içtenlik ve samimiyet, kendi kalemimi besleyen en önemli şeylerden biri.
7)Yazarlık serüveninizde zorlandığınız zamanlar oluyor mu?
Evet, yazarlık serüvenimde zaman zaman zorlandığım anlar oluyor. Bazen kelimeler kafamda dönüp duruyor ama kağıda dökülmek istemiyor, bazen de hislerim o kadar yoğun oluyor ki onları doğru şekilde ifade etmekte güçlük çekiyorum. Yani dağınıklık içerisinde bir düzen var ama bazen aradığımı bulamıyorum. Böyle anlarda durup nefes almak, düşünceleri sindirmek ve yeniden başlamak gerekiyor. Ama her zorluk, aslında yazma sürecimin bir parçası ve sonunda ortaya çıkan şeyin değerini artırıyor.
9) Özellikle tanışmak istediğiniz bir yazar var mıdır, varsa kimdir, nedeniyle beraber açıklayabilir misiniz ?
Evet, özellikle tanışmak istediğim bazı Türk yazar ve şairler var. Mesela Cemal Süreya’yla tanışmak isterdim; dizelerindeki o derin duygular bana hep ilham oldu. Turgut Uyar’ı da yakından tanımak isterdim; şiirlerindeki içtenlik ve hüzünle umut arasında gidip gelen anlatımı beni çok etkiliyor. Nazım Hikmet’le ise sadece konuşmak değil, onun dünyayı ve insanı görme biçimini deneyimlemek isterdim; eminim bu, kendi yazılarıma da başka bir bakış açısı katardı.
10)Yazarlık serüveninizde benimsediğiniz bir felsefe var mıdır, varsa nedir?
Yazarlık serüvenimde benimsediğim temel felsefe, öncelikle samimiyet ve içtenlik üzerine kurulu. Yazarken okuyucuyu etkilemek ya da beğenilmekten çok, kendi içimde doğru olanı ifade etmek benim için öncelikli. Her kelimeyi, her cümleyi hissederek ve düşünerek yazmak, yazının gücünü ve kalıcılığını belirliyor. Ayrıca yazmanın bir süreç olduğunu kabul etmek; zorlandığım anlarda sabretmek, denemek ve tekrar başlamak da bu felsefenin önemli bir parçası.
11)Bizleri kırmadığınız için teşekkür ederiz, takipçilerimize son bir mesajınız var mı?
Ben teşekkür ederim. Beyanhane ailesi içerisinde yer almak, yazdıklarımı paylaşıyor olmanız benim için çok değerli. Her kelimemde, her satırımda biraz kendimi buluyor, biraz da sizin hislerinize dokunabiliyorsam ne mutlu bana. Sadece şunu bilmenizi isterim: Yazmak, paylaşmak ve birbirimizi anlamak için buradayız. Kendinize, hislerinize ve hayallerinize her zaman değer verin; çünkü en güzel yolculuk, içimizdeki sesi dinleyerek başlayan yolculuktur.” Ömrümün son bulacağı ana kadar olan bu hayat denen yolculukta yazdıklarımın, sözlerimin ulaşacağı o kalplere sarılıyorum…




