Beyanlar

Ölü Kelimeler Diyarı

Bu metin, kelimelerin gücünü, ölümlerini ve yeniden doğuşlarını derin bir şekilde sorguluyor; aşk, savaş, ihanet ve yıkımın kaynağında kelimelerin rolünü irdeleyerek, onların hem iyiliği hem de yıkımı simgelediğini, modern dünyada ruhun yerine bedenin dolaştığını ve kelimelerle ruhu beslemenin önemini anlatıyor.
Ölü Kelimeler Diyarı
0:00 / 2:05

Ve kelimeler de ölür. Yakışıksız bir cinayete kurban gitmeye aday onca kelime dolaşırken ruhumuzun derinliklerinde; yepyenileri doğuyor çılgın, görgüsüz, kuralsız partiler eşliğinde. Üstelik ölü kelimelerimiz için ayrılmış yeterince mezarlık alanları yokken...

Çok eskiden, eskiden, az eskiden ve şimdi yeryüzünü kasıp kavuran savaşlar, yıkımlar, ihanetler, kadir kıymet bilmezlikler hep bu kelimeler yüzünden değil mi? Ruhumuzun derinliklerinden doğup dudaklarımızdan bir mermi gibi başka ruhları taşıyan bedenleri hedef alan hep bu kelimeler değil mi?

Her biri başka bir dilde ama tamamı eş anlamlı olan nice kelimelerin dönüp dolaşıp bu kadar zıt bakışlara sebep olabileceğini düşünmek ne kadar ironik, hatta ne kadar trajikomik.

Aşk, love, liebe, amore, amor, mohabbat, sevgi, evin, ljubav, agape, preman, cinta, kärlek, liefde, rakkaus, kærlighed... İnsanın gönlüne ferahlık ve huzur veren bütün bu kelimeler, neredeyse eş anlamlı olmalarına rağmen, neden her birinin elleri bu kadar kanlı, anlamak mümkün değil.

Kim bilir, belki de asıl sevgidir insanı en çok yaralayan, aşktır insanı en çok öldüren. Hatta kim bilir belki de bu kelimelerdir ölü kelimeler diyarının baş ölüleri. Günümüzde piyasada dolaşan, belki de ruhları değil, sadece bedenleridir.

İşin kötüsü, artık yapacak bir şey de yok. Harfler çeşmesinden hecelerimizi alalım; ruhlarına birkaç şiir okuyalım, mekanları kütüphaneler olsun.

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!