Sarıya Saklanan Ayrılık
Anlatamadıklarını suskunluğa kefen yapıp ayrılığı kendine yakıştıran bir kalbin, aşkı yanlış okuyan bir gidiş karşısında sessizce kanayışıdır bu.

Anlatamadığım her şeye sustum.
Serdim kefen gibi tüm suskunluklarımı,
Anlamsız kalışlarımın üzerine.
Gece kuşları anlar beni,
Rüzgâr ve yalnızlık anlar bir de.
Kör gecelerde çarpar, Sağır cümleler sol yanıma.
Yazılması zor kelimelerse,
Dilimin uçurumunda durur.
Yine düşen ben olurum, Uçurumların en dibine.
Söyler misin?
Saksılarda sarı çiçekler büyüttük diye miydi,
Bu sensiz kalış,
Bu veda,
Bu terk ediliş?
Yoksa anlaşılmayan yanlarımızı mı sakladık sarısına?
Yoksa merhametsizliğin miydi karışan toprağa?
Herkesi suçladık biz seninle.
Gerçeği göstermeyen aynaları,
Bizi anlatmayan şarkıları,
Adımızı söylemeyen kuşları,
Bir biz suçlu değildik.
Biz ki kendimize çok yakıştırdık bu ayrılığı.
Bütün her şeyim yerli yerinde oysa.
Uykularım,
Kitaplarım,
Dolabım.
Bir sen karışıksın aklımda.
Bir sen dağınıksın sol yanımda.
Anlatamadığım
Her neydi ise,
En sonunda,
Susmak yakıştı bana.
Sana,
Haklı hissettiğin sessiz gidişler.
Kaldıysa hâlâ iyi dileklerim ceplerimde,
Yine de söylerim.
Bana armağan,
Bu düş kesiği izi Olmayan bir yara.
Ve,
Sana söz saklarım bunu da,
En derinden.
Saksılarda sarı çiçekler büyüttük diye miydi,
Bu sensiz kalış,
Bu veda,
Bu terk ediliş?
Yoksa anlaşılmayan yanlarımızı mı sakladık sarısına?
Hiçbir şey canımı acıtmadı da,
Kalın harflerle yazdığım seni,
İnce bir sesle dinlemek var ya...
Ve hiçbir şey canımı yakmadı.
Aşk diye yazdığımın,
Ayrılık diye okunması kadar.





