Sorunsal Serisi Vol. 1 - Doktor
Sorunsal Serisi, toplumun görmezden geldiği sorunlara dikkat çeken bir yazı dizisidir. İlk yazıda ise çocuk doktorlarının yaşadığı sorunsalları ele alıyoruz.

Hastalık Serisi beklediğimin çok üzerinde ilgi görmüştü. Bu kez farklı bir kapı aralayalım dedim. Adı da Sorunsal Serisi olsun. Bu seride, hayatın içinde normalleşmiş ama aslında toplumun geleceğini ilgilendiren sorunları konuşacağız.
Bu yazının fikri ise doktor arkadaşım Emin’den çıktı. Kendisine selam olsun. “Abi bunu mutlaka yazmalısın.” deyip duruyordu. Sonunda ikna etti.
Yazarın görevi sadece güzel cümleler kurmak değildir. Bazen toplumun görmezden geldiği yaralara da parmak basmaktır. Kendime “aydın” sıfatını yakıştırmam ama kalemi eline alan aydın dediğimiz, yazar dediğimiz herkesin, farkındalık oluşturacak meseleleri konuşma sorumluluğu olduğuna inanırım.
Emin’le uzun bir sohbet ederken konu çocuk doktorluğuna geldi. Anlattıkları gerçekten düşündürücüydü. Bugün birçok doktor, çocuk sağlığı ve hastalıkları branşını tercih etmek istemiyor. Sebebi çalışma saatleri ya da maaş değil. Asıl mesele, mesleğin giderek daha fazla baskı altında yapılması.
Bir örnek verdi. Yeni doğan bebeklerden alınan topuk kanı. Tıbbın yıllardır kullandığı, birçok kalıtsal hastalığın erken teşhisini sağlayan bu uygulama, son yıllarda hiçbir bilimsel temele dayanmayan iddiaların hedefi haline geldi. Sosyal medyada üretilen komplo teorileri, bilimsel gerçeklerin önüne geçmeye başladı. Bunun sonucunda ise doktorlar, görevlerini yaptıkları için bile şikayet edilmekten çekinir hale geliyor.
Emin’in söylediğine göre çocuk doktorları en fazla şikayet alan branşlardan biri.
Düşünün.. Bir doktor, çocuğun sağlığı için yapılması gereken standart bir işlemi uyguluyor ama günün sonunda kendisini CİMER başvurusuna cevap verirken bulabiliyor.
Elbette anne babaların hassasiyetini anlayabilirim. Hiç kimse evladının en ufak bir zarar görmesini istemez. Fakat hassasiyet ile güvensizlik arasındaki çizgi kaybolduğunda, zarar gören sadece doktor değil, toplum oluyor. Çünkü kıymeti bilinmeyen her meslek zamanla cazibesini kaybeder.
Bir branş sürekli baskı görüyor, sürekli suçlanıyor ve her gün “Acaba bugün hangi şikayetle uğraşacağım?” endişesiyle çalışıyorsa, genç doktorlar neden o yolu seçsin?
Seçmezler. Kimse seçmez. İşte asıl sorunsal da burada başlıyor. Bugün tercih edilmeyen bir branşın eksikliğini yarın hep birlikte hissederiz. Çünkü bazı meslekler yok olduğunda yerine yenisi gelmez. Bir toplum, en çok ihtiyaç duyduğu insanları değersiz hissettirmeye başladığında aslında kendi geleceğini yok etmeye başlar.
Belki de artık şu soruyu sormamız gerekiyor: Doktorlar neden çocuk doktoru olmak istemiyor? Yoksa yanlış soruyu sorup, doğru insanları mı kaybediyoruz? Toplum olarak kıymetini bilmediğimiz her şeyi, er ya da geç kaybetmeye mahkumuz.
İşte bu yüzden Sorunsal Serisi’ni başlatıyorum. Birilerini suçlamak için değil, “Bakın, burada bir sorun var.” diyebilmek için.
Bu yazıyı okurken “Doktorların tavırları da çok kötü.” diyenler olacaktır. Hatta haklı olduğu örnekler de vardır. Elbette her meslekte işini kötü yapan insanlar çıkar. Ama bir doktorun yanlışını bütün doktorlara, bir öğretmenin yanlışını bütün öğretmenlere, bir polisin yanlışını bütün polislere mal edemeyiz. Bir elin beş parmağı nasıl bir değilse, insanlar da bir değildir.
Asıl mesele, birkaç kötü örneğin emek veren, işini hakkıyla yapan insanların değerini gölgelemesine izin vermemektir. Çünkü kıymetini bilmediğimiz insanlar, bir gün o işi yapmaktan vazgeçer. O zaman da eksikliğini en çok yine biz hissederiz.
Bu sadece doktorlar için geçerli değil. Anne babamız, kardeşimiz, eşimiz, sevgilimiz, dostumuz, vb… Hayatımızda varlığıyla bize güç veren herkes için geçerli. İnsan çoğu zaman sahip olduklarının değerini, onları kaybettikten sonra anlıyor. Oysa marifet, yokluğunda üzülmek değil varlığında kıymet bilmektir. Belki de bütün sorunsalların ortak noktası tam olarak budur.
Sorunsal Serisi’nin ilk yazısı burada bitiyor.
Peki sizce toplum olarak görmezden geldiğimiz, konuşulmayan hangi sorun var? “Bunu da yazmalısın.” dediğiniz konuları bana yazabilirsiniz. Belki bir sonraki yazının konusu, sizin fark ettiğiniz ama kimsenin konuşmadığı o sorun olur.
Vesselam.






