Beyanlar

Teşhircilik (Sitem)

Mahremiyetin kaybolması ve teşhirciliğin normalleşmesi, özgürlük kisvesi altında saygısızlık ve bencillikle harmanlanırken, gerçek değer ve bağlar ancak içsel derinlik, karşılıklı saygı ve anlayışla oluşur.
Teşhircilik (Sitem)
0:00 / 4:29
Bir zamanlar “mahremiyet” diye bir şey vardı hatırlıyor musunuz? Zaman geçtikçe bu kavram yavaş yavaş silindi. Eskiden korunması gereken özel şeyler değerini yitirirken, bedenler bir tapınak, bir fildişi kule olmaktan çıkıp sergilenmeye hazır bir tabloya dönüştü. Peki, bunun adı özgürlük mü? Yoksa yalnızca dikkat çekme çabası mı? Belki de bambaşka bir şey... Bugün artık herkes biliyor ki insanlar ruha değil, bedene odaklanıyor. Belki de bu yüzden bedenin teşhiri normalleşti. Ama neden dikkat çekmenin başka yollarını tercih etmiyoruz? Zeka, nezaket, güzel davranışlar gibi... Belki de mesele yalnızca mahremiyetin kaybolması değil, insanın kendini tanıma yolculuğundan uzaklaşmasıdır. Ben, insanların özgür olduğunu, diledikleri gibi giyinebileceğini savunan birisiyim. Ancak gelinen noktada, bu durumun bana bile fazla gelmeye başladığını kabul etmek zorundayım. Evet, bir kadın kendini güzel görmek, güzel hissetmek ister; bunda yanlış bir şey yok. Ama artık bu, içsel bir tatminden çok, sonu gelmeyen bir şova, teşhirciliğe dönüşmüş durumda. Her zaman şunu söylerim: Özgürlük alanlarımız var. Ne sen benimkine müdahale edebilirsin ne de ben seninkine. Ama eğer müdahale edilmesi gereken bir noktaya gelinmişse, bunu da söylemekten çekinmem. Geri kafalı, yobaz değilim. Ama bu, marjinal olduğum anlamına da gelmez. Mahrem dediğimiz şeyleri başkalarıyla paylaşan biriyle aynı yolda yürüyemem. Bazı şeyler özel olmalı. Özel kalmalı. Has bahçeni kamuya açıp umuma sunamazsın. Sunarsan ne bahçenin kıymeti kalır ne anlamı. Öz saygısı olan bir birey, dışarıdan bakan herkesin, hatta hemcinslerinin bile gözüne batacak derecede alenî bir giyim tarzıyla, bir seks objesi olarak görülebilecek bir kıyafeti kendisine yakıştırmamalı bence. Sağlıklı hiç kimse, bedenini ve özelini halka arz edip, bir seks metası olarak görülmek istemez herhalde. Birey olarak sevgi ve saygı görmek insani bir ihtiyaçken, sadece dişiliği veya erilliğiyle dikkat çekmenin temelinde sapkınlıklar olduğu aşikâr sanırım. Giydiğiniz elbise yalnızca gözleri üzerinize çeker, ilgiyi toplar. Ama asıl önemli olan, insanları size hayran bırakan şey; sözleriniz, fikirleriniz ve hayata kattığınız derinliktir. Kalpten etkilendiğimiz şey, dışarıdan görülen değil, içinizde saklı olan zenginliktir. Mahremiyet, yalnızca bir sınır değil, aynı zamanda kendimize ve çevremize duyduğumuz saygının bir yansımasıdır. Çünkü dışarıdan görünenin ötesinde, biz her zaman içte saklı olanı merak ederiz. Gerçek bağlar ve anlam, yalnızca dış görünüşle değil, ruhun ve zihnin yansıttıklarıyla oluşur. Belki de asıl mesele, görünmek değil, anlaşılmak olmalıdır. Çünkü kalıcı olan, sergilenen değil, hissedilendir. Bir de “Ben özgürüm, kimse bana karışamaz.” diyenler var. (Burada, duracağı yeri bilmeyen ve yaptığı her saçmalığı özgürlük kisvesi altında meşrulaştırmaya çalışanlardan bahsediyorum.) Oysa bir ilişki; karşılıklı saygı ve anlayış üzerine kurulur. Eğer taraflardan biri, diğerinin rahatsızlıklarını görmezden geliyorsa, bu ilişki sağlıklı bir şekilde nasıl devam edebilir? Özgürlük, bencillik değildir. Özgürlük, başkalarının duygularını ve sınırlarını anlamayı da içerir. “Ben böyleyim, kabul etmiyorsan gidebilirsin.” demek, bir ilişkiyi değil, alışılmış yalnızlığı ifade eder. Gerçek bir ilişki “ben” değil, “biz” kavramı üzerine kurulur. Eğer sürekli kendisinden bahseden, sadece kendi isteklerini önemseyen insanlarla karşılaştıysanız ve hâlâ yanlarında kalmak zorunda hissediyorsanız, bırakın gitsinler. Karşısındakinin değerlerine, fikirlerine ve sınırlarına saygı göstermeyen biriyle hiçbir şey doğru yaşanmaz.

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!