M.Ö 4. Asır Artemisin Taşları (24 Asır 1. Bölüm)
İnsan kendini ve evreni anlamaya çalışırken düşünceler, sözler ve medeniyetler zamanla silinir; geriye yalnızca zamanın tanıklığını yapan sessiz taşlar kalır.

Ön yazı
2400 yıl geriden sesleniyorum…
İnsan aklı, evreni çözmek için ilk adımlarını atıyor.
Aristoteles mantığı sorguluyor, Platon ideaları göğe taşıyor.
Ve biz? Biz hâlâ yukarı bakıyoruz.
M.Ö. 400–300 civarı: Bu şiir belirli bir olayı anlatmıyor; dönemin felsefi ve kültürel atmosferini, insan aklının yükselişini ve zamanın geçiciliğini yansıtıyor.
Aristoteles, Platon, Sokrates gibi düşünürler o dönemin ruhunu oluşturuyor; şiir ise bu atmosferi metaforlar üzerinden deneyimletiyor.
Şiir Artemisin Taşları
Taş konuşmaz, ama her şeyi hatırlar.
İnsan adını yazar, zaman siler.
Sokrates sordu, cevap vermedik.
Taş durdu, biz geçtik.
Herakleitos’un nehri buraya kadar geldi;
aynı su değil, aynı ayak hiç değil.
Platon göğe baktı, idea aradı.
Doğa dersini çoktan verdi, biz hâlâ yukarı bakıyorduk.
“Asla” dedik. Taş duymadı.
Zaman duydu.
Tapınak yıkıldı, söz kaldı sanıldı.
Hayır. Söz de geçti.
Geriye sadece şunu bıraktı zaman:
Geçen bizdik.
Kalan Artemis’in taşları.





