Beyanlar

Sevgi Sandığın Şeyin Gölgesinde Kaybolmak

Eski kız arkadaşının bitmek bilmeyen takıntısından kurtulmaya çalışan bir adamın, bu süreçte hem kendi sınırlarını hem de gerçek sevginin anlamını keşfetme hikayesi.
Sevgi Sandığın Şeyin Gölgesinde Kaybolmak
0:00 / 5:28

Sürekli kahvemi içtiğim mekanda, bir gün tesadüfen tanıştığım bir arkadaşla yavaş yavaş derinleşen bir muhabbetimiz oldu. Zamanla onu tanıdıkça, hikayesinin sandığımdan çok daha farklı, çok daha öğretici olduğunu fark ettim.

Yazmam için uzun bir mücadele verdikten sonra, yaşadıklarını benim kalemimle anlatmamı istedi ve ben, onun mücadelesine duyduğum saygıyla, bu hikayeyi yazıya dökmeye karar verdim.

Neydi onun hikayesini ilginç yapan? Başlayalım anlatmaya. (Adını Yüksel koyalım bu arkadaşın.) Sorunlu bir ilişki yaşamış Yüksel, bir sevdanın peşinden koşarken kendi içinde de yok olmaya başlamış. Zamanla kız arkadaşının dengesiz tavırları, bu ilişkiyi sonlandırma kararını kaçınılmaz kılmış. Buraya kadar her şey normal, değil mi? Ama hikayenin asıl ilginç kısmı işte tam da bundan sonra başlıyor.

Yaşanan onca kötü olaya rağmen, eski sevgilisi bu hikayeyi bir takıntıya dönüştürmüş ve sonunda Yüksel’in peşini bırakmamış. Bitmesi gereken bir ilişki, bir saplantıya evrilmiş adeta. Sürekli aramalar, mesajlar, evine kadar uzanan rahatsızlıklar... Yüksel her defasında kurtulmayı denemiş ama ne yapsa da bir türlü kurtulamamış. Hayatına yeni birini almaya kalktığında bile, geçmişin gölgesi hep ensesindeymiş. Eski kız arkadaşının rahatsız edici tavırları yüzünden, yeni ve sağlıklı bir ilişkiye yelken açması neredeyse imkansız hale gelmiş.

İşin sonunda, farklı bir şehre taşınmaya karar veren eski kız arkadaşının gidişiyle Yüksel nihayet huzura ereceğini düşünmüş. Düşünmüş ama ne yazık ki bu kısır döngü, mesafeye rağmen aralıksız devam etmiş. Gittiği yerden de Yüksel’in peşini bırakmamış. Artık canına tak eden bu durum, onu bir gün merakla eski sevgilisinin profiline bakmaya itmiş. Ve orada, başka bir adamla birlikte çekilmiş fotoğraflarını gördüğünde başından aşağı kaynar sular dökülmüş. Bir yanda kurtulmanın sevincini, diğer yanda yeniden aldatılmanın hüznünü yaşayan Yüksel, salak yerine konulmanın ağırlığını çok şiddetli hissetmiş.

Şimdi ben tabii ki işin psikolojik kısmıyla ilgileneceğim.
Çünkü bu hikaye sadece bir aşk hikayesi değil; bir insanın, kendi değerini fark etme mücadelesi aslında. Sorunlu bir ilişkinin sorunsuz sevdasını yaşayan bu adamın yaşadıkları, hak etmediği bir davranış biçimi.

Peki neden? Neden herkes işine geldiği gibi davranmayı seçiyor?  Neden birinin kalbini kırmak bu kadar kolay, neden vicdan bu kadar sessiz?

Belki de günümüz ilişkilerinde en büyük sorun, insanların birbirini “tamamlamak” yerine “tamamlanmak için kullanması.”
Doğan Cüceloğlu diyor ya, “Birini bulmakla birbirini bulmak arasında çok büyük bir fark var. Birini bulursan zaman geçirirsin. Ama birbirinizi bulursanız bir ömür geçirirsiniz.” 

Herkes kendi eksikliğini başkasının sevgisiyle kapatmaya çalışıyor. Sevgi, artık bir paylaşım değil; bir ihtiyaç giderme yöntemi haline geliyor. Yüksel gibi insanlar “kalpten sevenler” bu oyunun en ağır bedelini ödeyenler oluyor.

Neden sürekli Yüksel’in peşini bırakmıyor, neden gittiği her yerde hayatına müdahale ediyor? Belki de sırf yalnız kalmamak için her ilişkiyi bir tür güvenceye dönüştürüyor. Ama bu garanticilik mi, yoksa derinlerde yatan bir aşağılık kompleksi mi? İnsan, bazen kendi eksikliklerini başkalarının hayatıyla doldurmaya çalışıyor; sevgi değil, kontrol peşinde koşuyor. 


Yüksel’in mutluluğu onun için tehdit, özgürlüğü ise kabullenemediği bir boşluk gibi. İşte tam da bu yüzden, kendi değerini sorgulamak yerine başkalarını manipüle ederek kendini güvence altına almaya çalışıyor.

İnsani düşünceler üzerinden bakarsak, bunu aşağılıkça görebiliriz; bencilce davranıp kendinden başkasını düşünmeyen bir kadın diyebiliriz.
Ama ben insani düşüncelerin üstünden bakmayı deniyorum. Hep söylerim, insan insana yüktür; yüktür ama öğrettiği şeyler de çoktur.

Yüksel’in hikayesinde, sorunlu bir ilişkiden kurtulmayı başaramayan Yüksel’in zayıflığını anlattım size. Kadının davranışları, hareketleri ya da anlatılan şeyler üzerinden bir değerlendirme yapmak ise şu an pek sağlıklı gelmiyor. Çünkü bazen olayları, davranışları hemen yargılamak yerine, onlardan öğreneceğimiz dersleri görmek gerekiyor. Yüktür belki ama öğretir de; insanın sınırlarını, sabrını, kendi değerini hatırlatır bize.

Unutmayın, en pahalı dersleri bize ucuz insanlar öğretir. Her darbe, her hayal kırıklığı, bir gün kendi kıymetimizi fark etmemize ışık tutar.
Işığımızı başkalarının gölgelerini dağıtmaya harcamayalım; onu kendi karanlığımızı aydınlatmak için kullanalım.

Vesselam. 

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!