Söyleşiler

Yazının Kalbinden Mikrofonun Nefesine: "Ecem Akaoğlu" Anlatıyor

Sessizliğin huzuruna dokunan sesi ve yazının ona açtığı kapıları, Ecem Akaoğlu Beyanhane’de içtenlikle anlattı.
Yazının Kalbinden Mikrofonun Nefesine: "Ecem Akaoğlu" Anlatıyor
Ecem Akaoğlu kimdir ? Kendinizden biraz bahseder misiniz ? Aslında o kadar derin bir soru ki bu… Ben kendimi ne kadar anlatmaya çalışırsam çalışayım, bu sorunun derinliğinde vermiş olduğum cevaplar, hep sığ kalmış olacak ama bir tanım yapacak olursam da, halen okumakta olan bir üniversite öğrencisi olduğumu söyleyebilirim. Başkent Üniversitesi’nde okul öncesi öğretmenliği okuyorum ve inşallah 2026’da mezun olacağım. Tabi öğrenci kimliğimin dışında beni ben yapan oldukça fazla değer var ama tabi ben bunların ne derece farkındayım ya da bu değerleri biliyorum, orası aşikar… Beyanhane’nin içinde yer almadan önce de yazı yazıyordum ama sıkı bir yazma rutininden bahsedemeyeceğim size tabi. Daha çok bireyselimde podcast çektiğimi söyleyebilirim.Bireysel podcastlerim, benim için sesli günlük niteliği taşıyordu.Belli başlı konuların yanı sıra hangi duyguyu yaşıyorsam, podcastin karşısına da o şekilde geçiyordum ve içimi döküyordum.Halen podcastlerim durur ama özellikle son iki haftadır, Beyanhane için bir şeyler yaptığımı söyleyebilirim ve bu tempo her ne kadar yoğun olsa da özellikle tatil sürecimde bu yoğun tempoyu hissetmenin bana iyi geldiğini söyleyebilirim. Yapı olarak biraz sessiz ve çekingenimdir ama tabii ki beni, dışarıdaki bir yabancıya sormanızla, aileme sormanız ya da bana sormanız, verilen cevap bakımından farklılıkları da doğurabilir ama özünde sakinliği seven bir yanımın olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca sitemizde hem yazar hem de seslendirmen olarak görev alıyorsunuz. Yazılanları okumak evet keyifli olsa gerek ama kendi yazılarınızı seslendirirken ne hissediyorsunuz? Kendi yazılarımı okurken, tabii ki her yazıyı okuduğumdaki heyecanı üzerimde hissediyorum ve fakat, kendi yazılarımı okurken merak duygusu daha geri planda kalıyor çünkü kendi yazılarım, diğer yazılar gibi ilk defa tanıştığım yazılar değil. Şu detayı da eklemek isterim: Seslendirmeliğini yaptığım çoğu yazarla tanışmadığım için ve onlar benim gözümde birer, bir hikayenin tanışmadığım karakterleri olduğu için, onların yazılarını okurken üzerimde daha farklı ve güzel bir hissin olduğunu ekleyebilirim. Yazarken mi yoksa seslendirirken mi kendinizi buluyorsunuz ? Bu soruyu, yıllar öncesinde bana sormuş olsaydınız,’yazarken’ cevabını verirdim ve fakat, yıllar içinde bir şekilde değişip gelişen süreçler de olabiliyor ve geçen yıldan itibaren, bireysel olarak, kendi kendime podcast çektiğimden beri, seslendirmeye kendimi daha yakın bulmaya başladım. Her yazarın bir misyonu olmalı düşüncesindeyiz beyanhane ailesi olarak.Sizin misyonunuz nedir yazılarınızda,genel olarak ne anlatmak istiyorsunuz ? Aslında benim yazılarımdaki misyonum, her yazarda olabileceği gibi anlaşılmak ve hissedilmek çünkü yapı itibariyle çekingenliğim var ve yazı yazma sürecine de, sırf çekindiğim için duygu-düşüncelerimi ifade edemediğim insanlara mektup yazarak başlamıştım. Gerek aile içindeki bir bireye, gerek akrabaya, gerekse bir arkadaşa, okuldaki öğretmenlerime (öğretmenler gününde yazdığım mektuplarla )içimdekileri anlatmayı çok severdim ve halen daha yazarken, direkt olarak bir kişiye olmasa da kendi duygu-düşünce dünyamı açmaya fazlasıyla ihtiyaç duyuyorum. İlham aldığın bu yolda yanında olan birileri var mı yoksa yalnızlık mı sizi yazmaya itti? Ben lisede kendimi yalnız hissederdim o yüzden beni temelde yazmaya iten şey odur ama şu an bu yolda, bizzat bu platformda benimle olan iki insan oluğundan söz edebilirim. Dinliyicilerinizin, okuyucularınızın sizi nasıl tanımlamasını isterdiniz? Sesimde ve yazımda,huzur bulup onlara öyle hissettirmek isterdim sanırım çünkü hayatın bu karmaşasında, dinleyicilerimin ve okuyucularımın dinlenip nefes alabildiğini yeniden hissettiği bir alan olmaktan başka bir isteğim olamazdı sanırım. Biraz projelerinizden bahseder misiniz ? Yakın zamanda yeni bir şeyler geliyor mu ? Sitede,yazıların yanında sesli beyanlar da yayınlanıyor ,yazılanları okumak istemeyenler ya da okumak için vakti olmayanlar için,bununla beraber YouTube’da daha çok yeni başlatmış olduğumuz ‘Beyancast’te sizlerle buluştu. Uzun bir maratonun en başındasınız, bu yolda yanında olduğu için kendinizi şanslı hissettiğiniz birileri var mı? Evet bu yolda benimle oldukları için kendimi şanslı hissettiğim iki kişinin olduğunu söyleyebilirim. Bir kitap çalışması var mı ? Sizin kitabınızı ne zaman okuyacağız? Açıkçası görünürde bir kitap çalışmam yok.Bu yazma sürecimde kendime daha çok şey kattıkça bir kitap projesi fikrine kendimi yakın hissedeceğimi düşünüyorum. Beyancast diye bir projeye başlamışsınız hayırlı olsun, konsepti öğrenebilir miyiz? Bu arada isim çok güzel tebrik ederim, dikkat çekici ve yaratıcı bir isim. Öncelikle teşekkür ediyorum. Konseptimiz şudur: Hayatın içinden konuşarak,sıcak sohbet havasında sanatı ,edebiyatı da katabilmek… Konuşulan konuya yönelik bir kitaptan bir alıntı ya da şairden bir şiire de yer vererek (türevleri olabilir)hayatla sanatı harmanlamak istedik. Bu arada isim fikri, Gökhan abiden(Yazar Gökhan Çolak) çıktı. Kendisine buradan da teşekkürlerimi iletiyorum. Yaşasaydı tanışmak isterdim diyeceğiniz bir yazar var mı? Sabahattin Ali’yle tanışmak isterdim. Son olarak bizi takip eden okuyucularımıza ne söylemek isterdiniz ? Öncelikle bizi takip ettiklerinden ötürü onlara teşekkür ederim ve eklemek isterim ki ,belki de her dönem onların iç dünyasına dokunamayacağız (bunun sözünü vermek imkansız çünkü bilirsiniz ki insan olmak…Her gün ,her an bambaşka bir renge boyanıyoruz )ama öyle dönemlere rağmen,bizlere şans vermekten vazgeçmesinler çünkü bir gün onların ihtiyaç duymadığı,hissedemediği bir yazı gün gelir belki de kişinin haykıran sesi olur,kim bilir… Bu keyifli sohbeti bizimle paylaştığı ve bizi kırmayıp davetimizi kabul ettiği için Ecem Akaoğlu'na gönülden teşekkür ederiz.

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

0/5000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!